Darü’s-saade Ağası Nerede Hakkında Kısaca Bilgi

darü’s-saade ağası, kizlar aGasi olarak da bilinir, Osmanlı sarayında haremağaları- mn başı, harem ile enderunu kapsayan ve darü’s-saade denen bölümün en büyük amiri.

Edirne ve İstanbul saraylarında darü’s- saade, iç_ ve en son bölümdü. Saray-ı Cedid-i Amire (Topkapı Sarayı) darü’s- saadesi mekân açısından daha büyük yapıl­mıştı. Görevin kısa bir süre akağalara geçti­ği 16. yüzyıl dışında zenci hadımağalar arasından atanan darü’s-saade ağasının ace­mi ağası, nöbet kalfası, ortanca, hasırlı, yaylabaşı oğlanı, başkapı gulamı, hazine kethüdası, müsahib ağa, oda lalası, hazine vekili, hazinedar, Eski Saray ağası aşamala- nndan geçmesi gerekirdi.

Harem ve hassü’l-has denen padişah özel dairesinin hizmetlilerinden sorumlu olan darü’s-saade ağası, teşrifatta sadrazam ve şeyhülislamdan sonra gelirdi. Siyasal karar­larda ve dış ilişkilerde de ağırlığı vardı. Bir görevi de Haremeyn (Mekke ve Medine) vakıflarını yönetmekti. Ayrıca evkaf-ı sela­tin denen padişah vakıflarına da bakardı. Bunun yanı sıra her yıl surre göndermek, dolap denen Haremeyn hazinesi hesaplarını vakıf mukataa ihalelerinin, ferağ, intikal ve mahlulat işlemlerinin ve vakıf kurumların­daki görevlilerin atamalarının görüşüldüğü ağa divanına başkanlık ederdi. 1836’da haremeyn ve selatin vakıflanmn nazırlığı görevinin alınmasına karşın, çadır mehterle­ri, bazirgân ve pişkeşçiler üzerindeki amirli­ği ile saray dışındaki sultanların aylıklannın dağıtılması görevi bir süre daha sürdü. Tören ve teşrifat açısından şehzadelerin doğum müjdesini sadrazama duyurmak, beşik alayı düzenlemek, padişahın ölüm haberini duyurmak, cülus ve cenaze tören­lerini düzenlemek, ölen padişahın terekesi­ni deftere geçirtip iç hazineye teslim etmek, padişahın gezilerine ve ziyaretlerine katıl­mak, sultan nikâhlarında vekillik etmek gibi birçok görevi de bulunan darü’s-saade ağa­sı, savaş sırasında iç hazineyi korur, yararlık gösteren askerlere padişah adına bahşiş ve çelenk (nişan karşılığı verilen sorguç) verir­di. Saray baltacıları da darü’s-saade ağası­nın buyruğundaydı. Sarayda özel bir mutfa­ğı, Ahırkapı’da bir ahırı ve atları vardı. Selimi kavuk, dört yenli ağır sırt samur, yaz aylarında ise varsak, sincap kürk giyer ve belindeki som mücevherli akvayla (köstekli bıçak) törenlere katılırdı. Bu görevden uzaklaştırılanlar Mısır, Mekke ya da Medi­ne’ye sürgüne gönderilirdi. I. Ahmed döne­minde (1603-17) saraydaki etkileri artan darü’s-saade ağaları, İstanbul’daki ayaklan­malara karıştıkları için giderek gözden düş­tüler ve II. Mahmud (hd 1808-39) dönemin­de görevleri haremağalarımn amirliğiyle sınırlandı. Tanzimat döneminde ise darü’s- saade düzeni kaldırıldı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir