Darüşşifa Nedir Kısaca Bilgi

darüşşifa, şifahane olarak da bilinir, İslam ülkelerinde eskiden hastaların tedavi edildi­ği, pratik ve gözleme dayalı sağlık bilgileri­nin verildiği eğitim ve sağlık kurumlarının genel adı. İslam dünyasının birçok ünlü hekimi buralarda yetişmiştir. Ortaçağda hastaneler daha çok akıl hastaları için düşü­nülmüştür. Osmanlılar akıl hastahklan has­tanesi yerine bimarhane sözcüğünü kullan­mışlardır. Bugün kullanılan tımarhane de bu sözcükten gelir. Darüşşifa ya da şifahane Osmanlılarda daha çok genel hastane anla­mında geçer.

İlk darüşşifa 707’de Şam’da Emevi halifesi Velid bin Abdülmelik tarafından kuruldu. İlk Emevi darüşşifalarından biri de Fustat’ ta (Eski Kahire) Ebu Zübeyd’in evin­de kurulan bimarhaneydi. Darüşşifaların parlak dönemi Abbasiler ile başladı. Bu dönemde Halife Harun Reşid ve Bermeki- ler Bağdat’ta darüşşifalar yaptırdılar. Mı­sır’a vali olarak gönderilen ve orada bağım­sız bir devlet kuran Ahmed bin Tolun da bugün hâlâ ayakta duran bir darüşşifa yaptırdı (872-875). Bugünkü modern has­tanelere benzer bir düzeni olan bu darüşşi- fada akıl hastaları için ayrı bir bölüm vardı. Mısır’da İhşidiler döneminde kurulan Bima- ristanü’l-İhşid de gelişmiş bir tedavi kuru­muydu.

Bazı kaynaklara göre ilk Selçuklu darüşşi- fası, Büyük Selçuklu veziri Nizamülmülk’ün Nişabur’da yaptırdığı bimaristandır. Alp Arslan’m 1067’de Bağdat’ta yaptırdığı med­resenin de bir darüşşifası vardı. Sultan Sencer dönemi vezirlerinden Ahmed Kâşi, Kâşan, Ebher, Zencan, Gence ve Erran’da darüşşifalar yaptırmıştı. Kirman Selçuklula­rından Turanşah’ın ve Arslanşah’ın oğlu Mehmed’in Berdesir’de darüşşifalar yaptır­dığı da bilinmektedir.

Artukluların Mardin’de ve Silvan’da yap­tırdıkları darüşşifalar ile kitabesi yeni bulu­nan Harpüt’taki darüşşifa, Anadolu’daki en eski Türk darüşşifalarıdır. Konya’da Maris- tan-ı Atik (Eski Darüşşifa) adıyla bilinen darüşşifa, 12. yüzyıl sonu ile 13. yüzyıl başlarında hizmete girmiştir. Konya’daki Alaeddin Darüşşifası’nın ise I. Keyku-

Darii’t-Tıbaati’l-Âmire 310

bad döneminde (1220-37) yaptırıldığı sanı­lır. Eski Malatya’da 13. yüzyıl sonlarına tarihlenen darüşşifanın dokuz odasının ol­duğu bilinmektedir. Kaynaklarda varlığı belirtilen bir başka darüşşifa ise 12. yüzyılın sonu ile 13. yüzyılın başlarında kurulduğu sanılan Akşehir Darüşşifası’dır.

Günümüze değin ulaşabilen en eski Sel­çuklu dönemi hastanesi, Atabeg Nureddin Zengi’nin 1154’te Şam’da yaptırdığı darüş- şifadır. Nureddin Zengi bundan başka Ha­lep, Rakka, Trablusşam ve Hama’da da birer darüşşifa yaptırmıştı. Şam’daki darüş­şifa, Adudü’d-Devle’nin 981’de Bağdat’ta yaptırdığı Adudi Bimaristanı ve Memlûk hükümdan Kalavun’un 1284’te Kahire’de yaptırdığı Kalavun Darüşşifası ile birlikte islam dünyasının en ünlü üç darüşşifasından biri sayılır. Bugünkü anlamıyla, klinik ders­lerinin hasta yatağı başında verildiği bir tıp fakültesi niteliğinde olan bu darüşşifada İbn Ebi Usaybia, Ibnü’n-Nefis, İbnü’l-Kuff gibi ünlü hekimler yetişmiştir.

Anadolu’da günümüze değin ulaşabilen Selçuklu darüşşifalarından biri Kayseri’deki Çifte Medrese’nin(*) bir bölümü olan Gev­her Nesibe Hatun Şifahanesi’dir. Sivas İzzeddin Keykâvus Düruşşifası(*), Divriği Turan Melik Darüşşifası (bak. Divriği Ulu- camisi ve Darüşşifası), Çankırı Atabeg Ce- maleddin Ferruh Darüşşifası, Tokat Mui- neddin Pervane Darüşşifası da adlarını taşı­dıkları kişilerce yaptırılmıştır.

Osmanlılar başlangıçta, birçok Selçuklu ve Memlûk darüşşifası açık olduğu için, Ana­dolu’da darüşşifa kurmak gereksinimini duymadılar. Yeni darüşşifaları daha çok yeni fethedilen kentlerde yaptırdılar. İlk Osmanlı darüşşifası Bursa’dadır. Yıldırım Külliyesi’nin(*) bir parçası olan yapı 15. yüzyılın başında tamamlanmıştı. İstan­bul’da Fatih Külliyesi’nin(*), Edirne’de Bayezid II Külliyesi’nin(*), İstanbul’da Ha­seki Hurrem Sultan Külliyesi’nin(*) ve Süley- maniye Külliyesi’nin(*) darüşşifaları en ünlü Osmanlı darüşşifalanydı.

Osmanlı darüşşifalannın en belirgin özelli­ği, külliyelerin bir parçası olmalarıydı. Bu külliyeler halkın toplumsal, kültürel ve sağlık gereksinimlerini karşılayan birer merkezdi. Önceleri Anadolu Selçuklu dö­neminin kültürel geleneklerinin sürdürüldü­ğü Osmanlı darüşşifalannda, II. Bayezid döneminde değişik mimari tasarımlar uygu­landı ve darüşşifalar işlevsel ve akılcı biçim­de planlanarak inşa edilmeye başladı. Mü­zikle tedavi, banyo tedavisi, tehlikeli akıl hastalarının tecriti için ayrı bölümler yapıl­dı. İslam geleneği doğrultusunda Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de usta hekimlerin yanında teorik ve pratik tıp eğitiminin verildiği darüşşifalar, 19. yüzyılın ortalarına değin birer tıp okulu gibi hekim yetiştirdiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir