Ekonometri Nedir Anlamı Açıklaması Kısaca

ekonometri, ekonomik ilişkilerin ve olay­ların istatistiksel ve matematiksel çözümle­mesi. Hükümetler ekonomik politikalarını belirlemede, özel işletmeler ise fiyat, mal stoku ve üretim kararlarının alınmasında ekonometrik yöntemlerden yararlanır.

İlk ekonometri çalışmaları, bir malın fiya­tıyla, satılan miktarı arasındaki ilişkinin, nicel olarak ifade edilmesine yönelik giri­şimlerdi. Kuramsal olarak, tüketicinin belir­li mal ve hizmetlere yönelik talebi, tüketici­nin gelirine ve satın almayı istediği malların göreli fiyatlarına bağlıdır. Fiyatlarda ve gelirde meydana gelen değişikliklerin, satı­lan miktar üzerinde öngörülebilir etkiler yaratması beklenir.

İlk ekonometri uzmanları fiyat ve talep değişiklikleri arasındaki ilişkiyi incelemede belirli bir döneme ilişkin piyasa istatistikle­rinden yararlanırlardı. Ayrıca, gelir ve har­cama arasındaki ilişkilerin tahmininde gelir düzeylerine göre gruplandırılan aile-bütçesi istatistikleri kullanılırdı. Bu tür çalışmalar, hangi malların talebinin esnek, hangilerinin esnek olmadığını, başka bir deyişle hangi malların satışlarının fiyatlarındaki değişik­liklere duyarlı, hangilerinin duyarsız oldu­ğunu gösterir.

Üretici açısından, ekonometrik çözümle­me üretim, maliyet ve arz fonksiyonlarını inceler. Üretim fonksiyonu, bir firmanın çeşitli girdileri ya da üretim faktörleri ile çıktıları arasındaki teknik iüşkinin matema­tiksel bir ifadesidir. Üretim fonksiyonuna ilişkin ilk istatistiksel çözümlemeler, kulla­nılan “son” birim işgücünün ya da sermaye­nin üretime katkısı oranında üründen pay alacağını öngören marjinal verimlilik kura­mının doğruluğunu sınamaya yönelikti. Son­raki çalışmalar fiyat değişikliklerine göre ayarlanan ücretin emeğin verimliliğiyle iliş­kili olduğunu gösterdi.

Maliyet fonksiyonları konusundaki ilk ça­lışmalar, üretimde bir birim artış sağlamak için toplam maliyete eklenen miktarı ifade eden marjinal maliyetin üretimin artış süre­ci içinde önce azaldığını, ama belirli bir üretim düzeyinden sonra artmaya başladığı­nı öne süren kuramla ilgiliydi. Yapılan ekonometrik çalışmalar marjinal maliyetin aşağı yukarı her zaman sabit kaldığını göstermiştir.

Arz fonksiyonlarının tahminine yönelik çalışmalar çoğunlukla tarım alanıyla sınırlı kalmıştır. Burada sorun sıcaklık, yağış mik­tarı ve salgın hastalık gibi sistem dışı faktörlerin etkileriyle fiyat ve girdilerdeki değişiklik gibi sistem içi faktörlerin etkileri­ni aynştırabilmektir.

Birçok ülkede yapılan araştırmalar nüfu­sun küçük bir bölümünün geleneksel olarak ulusal gelirin çoğunu aldığını göstermekte­dir. Bu istatistiksel düzenliliği matematiksel terimlerle göstermek ve gelir dağılımındaki bu genel eğilimi açıklamak için çeşitli giri­şimlerde bulunulmuştur. Gelir dağılımı öl­çümleri, gelir dağılımındaki eşitsizliğin top­lam talep üzerindeki etkisini çözümlemede genellikle önemli bir yer tutar.

1930’lann ortasından sonra, ulusal gelir muhasebesi ile makro iktisat kuramındaki gelişmeler, bütün bir ekonomiyi matema­tiksel ve istatistiksel denklemlerle açıklama girişimleri çerçevesinde makro iktisat mo­delleri kurma yolunu açmıştır.

  1. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’de L. R. Klein ve A. S. Goldberger’in geliştirdiği bir model, sonradan geliştirilen birçok eko­nometrik makro modelin öncülü oldu. Yıl­lık veriler baz alınarak kurulan bu model, günümüzde Michigan modeli olarak adlan­dırılan biçimle daha da geliştirilmiştir. Son­radan üç aylık veriler kullanılarak geliştiri­len modeller, ekonomideki kısa dönemli hareketlerin çözümlenmesine ve çeşitli de­ğişkenler arasındaki gecikmelerin daha iyi tahmin edilmesine olanak sağlamıştır. ABD Federal Rezerv Kurulu, Massachu­setts Teknoloji Enstitüsü (MIT) ve Pennsylvania Üniversitesi’nin birlikte geliş­tirdikleri bir model, özellikle para sektörü­nün tümünü kapsayacak biçimde tasarlan­mıştır. Bu model, gecikmelerin aynntıh bir biçimde değerlendirildiği birçok mali denk­lem ile parasal etkenlerin ekonomi üzerinde yarattığı temel etkileri gösteren bütünleyici denklemlerden oluşur. Sanayileşmiş birçok ülkede de benzer modeller geliştirilmiştir. Ayrıca gelişmekte olan ülkeler için de birçok model oluşturulmuştur,

Makro modellerin geliştirilmesindeki te­mel araç, iktisadi tahminlerin gerçek değer­lere yaklaştırılması ve kamu politikalarının çözümlenmesi olmuştur. Modeller, iktisadi dalgalanmalara ve iktisadi büyümeye de uygulanmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir