Elazığ Gezilecek Yerler Listesi

Elazığ, Doğu Anadolu Bölgesi’nde il ve il merkezi kent. Yüzölçümü 9.153 km2 olan Elazığ ili doğuda ve kuzeydoğuda Bingöl, güneyde Diyarbakır, güneybatı ve batıda Malatya, kuzeybatıda Erzincan, kuzeyde ise Tunceli illeriyle çevrilidir.

Doğal yapı. Yüzey şekilleri açısından ge­nellikle dağlık ve engebeli bir yapı gösterir. İl topraklan Tunceli yüksek kütlesi ile Güneydoğu Toroslar’ın orta kesimi arasın­da yer alır. İlin doğal sınırlarını, güneyde Hazar ve Maden dağlan ile Akdağ, doğuda gene Güneydoğu Toroslar’m uzantılarından Karaboğa Dağları, kuzeyde Peri Suyu ve Keban Baraj Gölü, batı ve güneybatıda ise Karakaya Baraj Gölü çizer. Batıda Baskil dağlık yöresindeki Hasandağı Fırat’ın yolu­nu keser .ve ırmak, dağın çevresinden dola­şarak akışını sürdürür. İlin en yüksek nok­tası, Palu’nun güneydoğusundaki Akdağ’ın 2.576 m’ye erişen Sırma Tepesidir, ilin alçak kesimleri ise Doğu Anadolu Bölgesi’ nin güneyinde yer alan çöküntü alanı dizisi­nin ortasındaki Uluova (Elazığ Ovası) ve Palu Ovasıdır. Peri Suyu ile Fırat ve Murat ırmaklarının vadilerinde yer alan dar ovalar öteki alçak alanları oluşturur. Haringet Çayının suladığı Uluova’nm büyük bölümü Keban Baraj Gölü suları altında kalmıştır. Karaboğa Dağları ile Akdağ’m yüksek ke­simlerindeki düzlükler hayvancılık açısın­dan önem taşır. İlin orta kesiminde yer alan Mastar ve Hazar dağları arasındaki tekto­nik çöküntüde Hazar Gölü yer alır.

Elazığ, yerüstü su kaynakları bakımından zengindir. İl topraklarının sularını Fırat ve Dicle ırmakları toplar., Eskiden Karasu ve Murat ırmaklarının birleştiği nokta ile Mu­rat Irmağı(*) ve kollarından Peri Suyunun aşağı kesimleri günümüzde Keban Baraj Gölü suları altındadır. Fırat Irmağının Bas­kil kütlesi çevresindeki büklümünde Kara­kaya Baraj Gölü yer alır. Murat Irmağının il sınırlan içindeki başlıca kollan Haringet ve Cip çaylarıdır.

İl sınırları içindeki en önemli doğal göl Hazar Gölüdür(*). Denizden 1.248 m yük­sekte olan göl, önceleri fazla sularını yalnız­ca Dicle Havzasına boşaltırken, 1957’de yapılan bir hidroelektrik santralı çalıştıran tünelle Fırat Havzasına da su boşaltması sağlanmıştır. Keban Baraj Gölü 675 km2’lik alanıyla, Türkiye’nin ikinci büyük yapay gölüdür. Karakaya Baraj Gölünün yüzölçü­mü ise 298 knr’dir. Murat Irmağının kolla­rından Cip Çayı üzerinde kurulan Cip Barajının ardında da küçük bir yapay göl vardır.

İlin bir zamanlar çok zengin olan orman örtüsü, gerek hayvan otlatmak ve tarla açmak, gerek yakacak odun elde etmek amacıyla büyük ölçüde tahrip edildiğinden yoksullaşmıştır. Var olan ormanlar çoğun­lukla bozuk koruluk, bozuk baltalık, hatta yer yer çalılık niteliğindedir. Yüksek kesim­lerde huş ve meşe ormanlarına rastlanır.

Ekonomi. Elazığ, verimli ovaların kenarın­da yer alması, su ve maden kaynaklarının zenginliği, Anadolu’nun doğusu ile batısı arasındaki önemli ticaret yollan üzerinde bulunması nedenleriyle, Doğu Anadolu’nun oldukça canlı ve gelişmiş illerinden biridir. 1950’lere değin tümüyle tarıma dayalı olan geleneksel ve kapalı ekonomik yapısı, bu
tarihten sonra ile yönelen kamu yatıranları ve genişleyen ulaşım olanaklarıyla değişme­ye başladı. İlin 1968’de kalkınmada öncelik­li yöreler arasına alınması ve 1975’te Keban Barajı’nm açılması, sosyoekonomik yapı­sında önemli değişmeler yarattı. Bunun sonucunda madencilikte imalat sanayisiyle bir iç içe geçiş süreci başladı ve ticari yaşamla inşaat etkinlikleri canlandı. Buna karşılık, tarım yapılan toprakların en verim­lilerinin baraj gölü altında kalması, ekim alanlarının zaten kısıtlı olduğu ilde bitkisel üretimi olumsuz yönde etkilemiş, çeşitli ürünlerde düşüş görülmüştür.

Tarımsal etkinlik büyük ölçüde doğal ko­şullara bağlı olarak yapılmaktadır. En çok tahıl ve şeker pancan ekilir Öteki tarla ürünleri patates, soğan ve az miktarda bakla­gillerdir. Sebze üretimi, Uluova’nm bir bölü­münün baraj gölü altında kalmasıyla önemli ölçüde azalmıştır. Buna karşın 1989’da 35 bin tondan fazla üzüm elde edilen ilde azımsan­mayacak miktarlarda sebze ve meyve yetişti­rilir.

Hayvancılık, özellikle dağlık ve engebeli kesimlerde başlıca geçim kaynağı durumun­dadır. Aynca, bitkisel üretim tek başına yeterli geliri sağlayamadığı için, ovalık ke­simlerde de ek bir gelir kaynağı olarak hayvancılık yapılır. En çok koyun, kıl keçisi ve sığır yetiştirilir. Besleme yöntemi geleneksel mera hayvancılığıdır. Tavukçu­luk ve arıcılık, yerel tüketime yönelik, küçük çaplı etkinlikler olarak sürdürülmek­tedir.

İmalat sanayisi gıda, içki, çimento, yem, yapay gübre ve madencilik dallarında yo­ğunlaşmıştır. Türkiye’nin en önemli maden çıkarma ve işleme bölgelerinden biri olan ilde Etibank’a ait Ergani Bakır İşletmesi (Maden), Şark Kromları Ferrokrom İşletme­si (Elazığ) ve Alacakaya Krom İşletmesi (Alacakaya [Guleman]) bulunmaktadır.

Elazığ ilindeki başlıca mesire alanlan Hazar Gölü kıyılan ile Zafran orman içi dinlenme yeridir.

Tarih. Elazığ yöresi, tarihin çok eski dö­nemlerinden bu yana birçok toplumun yer­leştiği, farklı kültürlerin geliştiği bir yer olmuştur. Yöredeki höyüklerde yapılan kazı­larda elde edilen buluntulann çeşitliliği, kök­lü bir tarih ve kültür mirasına tanıklık eder. Yöredeki ilk arkeolojik araştırmalar 1945’te başladı ve 1950’lerde de sürdürüldü. Ama bunlar, yüzey araştırması niteliği taşıyan, sınırlı çalışmalardı. Elazığ yöresindeki asıl geniş çaplı arkeolojik araştırma ve kazılar Keban Baraj Gölü altında kalacak yerleş­melerin kurtarılması amacıyla 1960’larda başladı (bak. Keban kazıları). Çok sayıda Türk ve yabancı bilim adamının katılmasıy­la gerçekleşen uzun çalışmalar sonucunda, Doğu Anadolu’nun kültürel tarihine büyük ölçüde ışık tutuldu. Ağm, Kalaycık, Aşvan, Boytepe, Fatmalı-Kalecik, Kaşpınar, Hara­ba, Han İbrahim Şah, Korucutepe, Norşun- tepe, Tepecik, Tülintepe, Körtepe, Değir- mentepe kazıları, yöredeki ilk yerleşmelerin Paleolitik Çağa değin uzandığını ortaya koydu.

Yörenin tarihine ilişkin ilk yazılı bilgiler Hitit ve Asur tabletlerinden elde edildi. O sıralarda Harput önemli bir yerleşim merkeziydi. Batıda Fırat ve kuzey­de Murat ırmaklarıyla çevrili olan yöre, Harput’la birlikte İşuva adıyla anılıyordu. Burası, 1515’te Ösmanlı topraklarına katıl­dı. Harput, 19. yüzyıl sonlarına değin bir ticaret ve kültür merkezi olarak önemini korudu. Yörenin canlanması ve önem ka­zanması Harput’un sönükleştiği döneme rastlar. Osmanlı döneminde Harput’un gü­neyinde Mezre ya da Mezra adıyla anılan küçük bir kırsal yerleşim vardı. Abdülaziz döneminde (1861-76) kentin Harput’tan Mezra’ya doğru kayması sırasında yürütü­len bayındırlık etkinliklerinden esinlene­rek, 1867’de Mamuretü’l-Aziz adıyla Diyar­bakır vilayetine bağlı bir sancak durumuna getirildi. 1871’de bağımsız sancak, 1877’de ise vilayet yapıldı. Sonraları Elaziz olarak anılan ilin ve il merkezinin adı, 1937’de Bakanlar Kurulu kararıyla önce Elazık, daha sonra da Elazığ olarak değiştirildi.

Kentin yapısı. Elazığ kenti, Elazığ Ovası­nın kuzeyinde, yüksekliği yaklaşık 1.000 m olan engebeli bir alanda kurulmuştur. Ku­zeydeki dağlık kesimle güneydeki ovalık kesim arasında bir geçiş yeri durumundadır. Türkiye’nin güney sınırlarına uzanan kara ve demir yollarıyla, Doğu Anadolu’yu Ak­deniz’e bağlayan karayolu üzerinde bulun­duğundan, Doğu Anadolu Bölgesi’nin geliş­miş merkezleri arasındadır. 1877’den bu yana yönetsel merkez olmasının yanı sıra, birçok kamu kuruluşunun bölge merkezle­rinin de burada bulunması, Elazığ’ı canlı tutmaktadır.

Geçen yüzyılın başlarında bugünkü Elazığ kentinin yerinde Harput’un bir mezrası bulunuyordu. O zamanki merkez, kentin 5 km kuzeyindeki Harput’taydı. Ancak çağın değişen stratejik ve ekonomik gereksinme­leri sonucunda Harput sönükleşmeye ve yerleşmenin odak noktası, bugünkü Ela­zığ’ın bulunduğu alana kaymaya başladı. 1834’te görevle yöreye gelen Reşid Meh- med Paşa mezranın bulunduğu yere kışla, cephanelik ve hastane yaptırdı. Böylece burada bir askeri garnizon ve memur yerle­şimi kuruldu. Zamanla yerli halk da yeni kente inmeye ve Harput nüfus yitirmeye başladı. Cumhuriyet döneminin başından 1950’lere değin önemli bir sosyoekonomik varlık gösteremeyen kentin yapısı, bu yıllar­da başlayan kamu yatırımlarıyla değişmeye, çevreden göç almaya ve büyümeye başladı. Eğitim ve sağlık kuruluşlarının da burada toplanmasıyla, kent bölgesel bir merkez niteliği kazadı. Keban Barajı’nın yapımı yakın geçmişte kentin sosyal ve ekonomik yapısını değiştiren en önemli olay oldu. Baraj nedeniyle topraklarım yitiren köylü­lerin büyük bölümü buraya göç etti. Böyle­ce gerek inşaat, gerekse ticaret etkinlikle­rinde önemli bir hareketlilik başladı.

1970’lerde de süren kamu yatırımları, ken­tin göç alma sürecini daha da hızlandırdı. Kentsel gelişme sonucunda, çevredeki üç köy yerleşmesi Elazığ’ın mahalleleri duru­muna geldi. Nüfus 1950’de 30 bine ulaşma­mışken, 1990’a değin yaklaşık yedi kat arttı ve kentte gecekondu alanlarıyla toplu konut siteleri ortaya çıktı. Elazığ, çevresindeki Tunceli, Bingöl ve Muş illerindeki ekono­mik etkinlikler için de bir dağıtım ve topla­ma merkezi olma işlevini üstlendi. Günü­müzde 200 bini aşan nüfusuyla Malatya vç Erzurum’dan sonra Doğu Anadolu Bölgesi’ nin üçüncü büyük kentidir.

Kentteki ve yakınındaki başlıca imalat kuruluşları şeker, çimento, şarap, süt, ya­pay gübre, yem ve ferrokrom tesisleri ile bir et kombinasıdır.

Malatya-Diyarbakır demiryolu 1934’te Yolçatı’dan Elazığ’a bağlandı. Daha sonra da Elazığ-Tatvan hattı yapıldı. Bölgeyi Çu­kurova’ya, İskenderun limanına ve Suriye sınırına bağlayan karayolları Elazığ’dan ge­çer. Bunlardan biri Malatya-Elazığ-Tunceli- Erzurum karayolu, öteki Elazığ-Diyarbakır karayoludur. Kent karayoluyla Anka­ra’ya 770 km uzaklıktadır. 1940’ta açılan Elazığ Havaalanı 1985’te geliştirilmiş ve il, hava ulaşımında önem kazanmıştır.

Kentte, Fırat Üniversitesi’ne bağlı birçok fakülte ve yüksekokul vardır. Kentteki baş­lıca tedavi kurumlan Devlet ve SSK hasta­neleri ile askeri hastanedir. Bunların yanın­da, alanında Bakırköy’den sonra ikinci olan Doğu Bölgesi Akıl ve Ruh Hastalıklan Hastanesi (1926), Cüzam Hastanesi (1940), Doğumevi (1941) ve Göğüs Hastalıkları Hastanesi (1973) uzman tedavi kurumla­ndır.

Elazığ kentinde tarihsel yapı yoktur. Bu tür yapılar Harput’ta toplanmıştır. Harput’ ta bir de müze vardır. Zengin geleneksel el sanatları koleksiyonlan ile Keban kazıların­da çıkanlmış buluntular Elazığ Müzesi’nde sergilenmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir