Elefantiyazis Nedir Tedavisi Nasıl Yapılır

elefantiyazis bak. fil hastalığı eleji, tanınmış bir kişinin, bir arkadaşın ya da sevilen birinin ölümünden duyulan üzün­tüyü anlatan lirik şiir; daha genel anlamda insanın ölümlülüğü temasım işleyen şiir. Klasik edebiyatta, birbirini izleyen bir vur­gulu iki vurgusuz heceli ayaklardan oluşan, beşli ve altılı ölçüyle yazılan ve bir konuyla sınırlı olmayan şiirlere eleji denirdi. Klasik eleji ölçüsünün dile uyarlandığı Alman edebiyatı gibi bazı modern edebiyatlarda, eleji terimi şiirin içeriğinden çok, ölçüsünü belirtir. Örneğin Rainer Maria Rilke’nin ünlü Duineser Elegien (1922; Duirıo Ağıtları, 1979) adlı yapıtı yas şiirlerinden oluşmaz ve şairin yabancı bir eyrende tinsel değerleri arayışını konu alır. Buna karşılık Ingiliz edebiyatında eleji 16. yüzyıldan beri yas şiiri anlamında kullanılagelmiştir; bugün Ingiltere’de şairler istedikleri ölçülerde eleji yazabilirler.

Klasik geleneğe dayanan pastoral elejide özne, idealize edilmiş bir kırsal mekânda gene idealize edilmiş bir çobandır. Kalıpla­ra daha çok bağlı olan bu tür şiirler, yas sözleri ve şairin acısını dile getirmesine yardımcı olması için esin perisine yöneltilen dileklerle başlar. Genellikle bir cenaze tö­renini, doğanın büründüğü okşayıcı yas havasını ve ölümün acımasızlığını konu alan bölümlerin ardından doğa yasasını haklı gösteren bir kabullenmeyle sona erer. İngi- hz pastoral elejisinin en önemli örneği, Milton’m okul arkadaşı Edward King’in ölümü üzerine yazdığı “Lycidas”tır (1638). Öbür önemli pastoral elejiler arasında, Shelley’nin Keats’in ölümü üzerine yazdığı “Adonais” (1821) ile Matthew Arnold’m şair Arthur Hugh Clough’un ölümünün ardından kaleme aldığı “Thyrsis” (1867) sayılabilir.

Öteki eleji türleri belirli kalıplara ya da geleneklere bağlı değildir. 18. yüzyılda İngi­liz mezarlık şiiri(*) akımına bağlı şairler, bazen ürkütücülük düzeyine varan, insanın ölümlülüğüne ilişkin kasvetli tasvirleri fel­sefi kurgularla birleştirerek, ölüm ve ölüm­süzlük üzerine genel düşünceleri işlediler. Edward Young’m The Complaint: Or, Night Thoughts of Life, Death & Immortali­ty (1742-45; Yakınma: Ya da Yaşam, Ölüm ve Ölümsüzlük Üzerine Gece Düşünceleri), Robert Blair’in The Grave (1743; Mezar) gibi yapıtlarında ifadesini bulan bu türün en tanınmış örneği, Thomas Gray’in “An Ele­gy Written in a Country Church Yard” (1751; Bir Köy Mezarlığında Yazılmış Ağıt) adlı şiiridir. Gray, ölüme daha incelikli bir boyun eğişi yansıtan bu şiirinde, kilise mezarlığına gömülü, adları unutulmuş al­çakgönüllü köylülere duyduğu hayranlığı dile getirir. ABD’de mezarlık şiiri tarzında yazılmış elejiye örnek olarak William Cul­len Bryant’ın 1817’de yayımlanan “Thana- topsis” (Yunancada “Ölüme Bir Bakış”) adlı yapıtı gösterilebilir.

Walt Whitman’m “When Lilacs Last in the Dooryard Bloom’d” (1865-66; Leylakların Son Açı­şında, 1954) adlı şiiri doğaya keder yük­leyen patetik tavrın yepyeni bir örneğidir. Eleji, modern şiirde de sık rastlanan önemli bir şiirsel anlatım biçimidir. Elejinin çok değişik uygulamaları A. E. Housman’m “To an Athlete Dying Young” (Genç Yaşta Ölen Bir Atlete), W. H. Auden’m “in Memory of W. B. Yeats” (W. B. Yeats’in Anısına), e.e. cummings’in “my father mo­ved through dooms of love” (babam aşkın çemberinden geçti) ve John Peale Bishop’m F. Scott Fitzgerald üzerine yazdığı “The Hours” (1940; Saatler) gibi şiirlerde açıkça görülür.

.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir