Elektrik Çarpmasında Yapılması Gerekenler Nelerdir Kısaca

elektrik çarpması, vücuda giren elektrik akımının fiziksel ve algılanabilir etkisi. Bu olayın sınırları kuru havada kalın bir hah üstünde dolaşan kişinin algıladığı batıcı, ama zararsız statik elektrik yükünden, bir enerji iletim hattından kaynaklanan öldürü­cü elektrik boşalmasına kadar değişir.

Ölümle sonuçlanan elektrik çarpmalarının büyük bölümü, evlerde kullanılan 50 Hz (Avrupa) ya da 60 Hz (Kuzey Amerika) frekansındaki alternatif akımdan kaynakla­nır. Öte yandan, yüksek gerilimli akımla çalışan aygıtların ve besleme devrelerinin kullanımı yalnızca eğitilmiş kişilerin elinde olduğundan, 500 V’tan daha düşük gerilimli iletkenlerle temas sonucundaki ölüm olay­larına da daha sık rastlanır.

Elektrik akımının insan vücudu üzerindeki etkisi, voltla ölçülen gerilim değerinden çok, amperle ölçülen akım şiddetine bağlı­dır. Gerçekten de, vücut dokularının elek­trik direncinin değişken olması ve akım geçtiği anda büyük ölçüde değişebilmesi nedeniyle, uygulanan gerilimin değeri her olguda aynı derecede önemli olmayabilir. Bu nedenle, bir elektrik çarpmasında elek­trik mühendisleri genellikle yalnızca akım gerilimini belirtirken, hekim için akımın miktarı önemlidir.

Bir başka önemli nokta, akımın vücuttan geçerken izlediği yoldur. İnsan vücudu bir elektrik iletkeni olarak, deriden bir elektro­liz kabı içindeki bir elektrolit çözeltisi gibi davranır. Akım yoğunluğu, iki temas nokta­sını birleştiren eksen boyunca en yüksek düzeydedir. Bu eksenden uzaklaştıkça, akı­mın yoğunluğu da hızla düşer. Dolayısıyla en çok etkilenebilecek organlar, akımın doğrudan izlediği yola en yakın olanlardır. Ölümle sonuçlanan elektrik çarpmalarının büyük bölümü, bir kol (genellikle sağ) ile bacaklar arasında yol alan akımlardan kay­naklanır; bu durumda akım göğüs kafesin­den geçer ve kalp, akciğerler gibi organları etkiler. Temas noktalarından biri kafa ol­madıkça, beyin akım yolunun üstünde ya da yakınında değildir.

Elektrik çarpması üç yolla doğrudan ölüm­le sonuçlanabilir: Beyindeki solunum mer­kezinin durması, kalbin durması ve kanncık fibrilasyonu (kalpteki kanncık kasının, tit­reşim ya da seyirme biçiminde, çok hızlı ve düzensiz olarak istemdışı kasılması). Genel kanıya göre, elektrik çarpmasından ileri gelen ölümlerin en yaygın nedeni karıncık fibrilasyonudur.

Elektrik çarpmış kişilere uygulanabilecek en iyi ilk yardım tedavisi, yapay solunum ve kalp masajıyla dolaşım-solunum sistemini yeniden harekete geçirmektir. Bu yöntem­ler iyi eğitilmiş bir kişi tarafından uygulan­dığında, daha kapsamlı bir tedavi uygula­nıncaya değin hastanın hayatta kalmasını sağlayabilir.

Elektrik çarpmasından sonra hayatta ka­lanların çoğu, eğer vücutlarında çok ağır yanıklar yoksa, bütünüyle iyileşir; vücuttaki geçici ya da kalıcı yan etkilerin en sık görüleni katarakt, anjina pektoris ve çeşitli sinir sistemi bozukluklarıdır. Elektrik çarp­masına bağlanan başka yakınmaların bu olayla ilişkisi klinik bakımdan doğrulanma­mıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir