Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Hakkında Kısaca Bilgi

elektrik ve elektronik mühendisliği, ilgi alanı elektriğin ve elektroniğin pratik uygu­lamaları olan mühendislik dalı.

Elektriksel olgulara 17. yüzyıldan bu yana ilgi gösterilmiş olmasına karşın, elektriğin bir bilim dalı olarak gelişmesine yönelik çabalar ancak 19. yüzyılda başladı. Elektri­ğin temel yasalarının matematiksel olarak belirlenmesi ve ilk aygıtların (örn. telefon, akkor lamba) geliştirilmesi bu yüzyılda gerçekleşti.

  1. yüzyılda elektrik mühendisliği alanında büyük ilerlemeler kaydedildi. Bu mühen­dislik dalı başlıca iki bölüme ayrılır: Kuv­vetli akım mühendisliği ve zayıf akım (elek­tronik) mühendisliği. Kuvvetli akım mühen­disliğinin temel konusu, hidroelektrik, nük­leer ya da jeotermal enerjiden, ya da santrallarda odun, kömür, petrol gibi yakıt­lardan sağlanan ısı enerjisinden yararlanıla­rak elektrik enerjisi üretilmesi ve bu enerji­nin havai hatlar ve kablolar aracılığıyla tüketim noktalarına iletilmesidir. Tüketim talebinde ortaya çıkabilecek değişiklikleri karşılayabilmek ve santrallann arıza ya da bakım nedeniyle devre dışı kalmaları duru­munda enerjinin başka santrallardan sağ­lanmasını olanaklı kılmak amacıyla iletim hatları geniş şebekeler oluşturacak biçimde birbirlerine bağlanır. Türbin, jeneratör, transformatör, elektrik motoru, iletim hat­ları, aydınlatma sistemleri ve elektrikli ev aygıtlarının tasarımı, yapımı ve kullanımı kuvvetli akım mühendisliğinin alanına girer.
  2. yüzyılda zayıf akım (elektronik) mü­hendisliği büyük bir gelişme gösterdi. Zayıf akım mühendisliğinin ilk uygulama alanını telefon oluşturdu. Daha sonra elektromag- netik dalgalar aracılığıyla iletişimi olanaklı kılan telsiz telefon ve radyo geliştirildi. Elektron lambasının bulunması, elektronik mühendisliğinde temel önemde bir gelişme oldu. 1940’larda bulunan ve geliştirilen yarıiletken aygıtlar (transistorlar) radyo alı­cı ve vericilerinde, yükselteçlerde, televiz­yonda, daha sonraları radar, sonar gibi aygıtlarda ve uydu haberleşme sistemlerin­de elektron lambalarının yerini alarak elek­tronikte bir devrim yarattı.

Yarıiletken aygıtların (ilkin transistorlar, sonra tümleşik devreler) en geniş uygulama alanını bilgisayarlar oluşturur. Bilgisayar­lar, başlangıçta büyük yer tutan aygıtlardı. Yarıiletken teknolojisinin gelişmesiyle mi- nibilgisayarlar ve daha sonra mikrobilgisa­yarlar dönemine girildi.

İlk geliştirilen yarıiletken aygıt olan tran­sistor, 1948’de bulundu. Bu alandaki araş­tırmalar, yarıiletken aygıtların boyutlarının giderek küçülmesini ve binlerce transisto­run bir mikroyonga üzerinde yer aldığı küçük tümleşik devrelerin yapılabilmesini sağladı. Bunun sonucu olarak da küçük hacimli ve çok gelişkin bilgisayarların yapıl­ması olanaklı oldu.

Elektrik mühendisliğine yönelik dersler ilk olarak 1882’de ABD’deki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) fizik bölü­münde verilmeye başladı; kısa süre sonra benzer dersler Cornell Üniversitesi’nin ders programına girdi. İlk elektrik mühendisliği bölümü 1886’da Missouri Üniversitesi’nde kuruldu.

Türkiye’de elektrik mühendisliği eğitimi İstanbul Darülfünunu Fen Fakültesi’ne bağ­lı olarak 1926’da açılan Elektromekanik Enstitüsü’nde başladı. 1933 Üniversite Re- formu’nda bu enstitü kapatıldı ve Yüksek Mühendis Mektebi’nde Elektromekanik Bölümü açılarak eğitim burada sürdürüldü. 1944’te Yüksek Mühendis Mektebi’nin İs­tanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) olarak yeniden örgütlenmesi sırasında bu bölüm iki fakülteye ayrıldı, böylece Elektrik Fa­kültesi kurulmuş oldu (1983’ten sonra Elek­trik-Elektronik Fakültesi olarak değiştiril­miştir). Günümüzde 13 üniversitede elek­trik ya da elektronik mühendisliği eğitimi verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir