Eroin Nedir Zararları Nelerdir Kısaca

eroin, dîasetîlomorfîn olarak da bilinir, yasadışı uyuşturucu madde ticaretinin en önemli parçasıdır. Eroin, morfinin asit an- hidritle işlenmesiyle elde edilir. Elde edilen eroin morfinden 4-8 kat daha güçlü bir uyuşturucudur. (Morfin, haşhaş bitkisinin olgunlaşmamış tohum kapsülünün sütsü öz­suyunun kurutulmasıyla elde edilen bir alkaloittir.) Eroin ilk kez 1898’de Alman­ya’da, Bayer şirketinin laboratuvarlannda morfinden elde edildi. Önce ağrı kesici bir uyuşturucu olarak kullanıldı, ama ilacın ağrı kesici olarak sağladığı yararla kıyasla­namayacak kadar ağır yan etkileri olduğu ortaya çıkınca pek çok ülkede kullanılması sert önlemlerle yasaklandı.

Eroin kullanan kişinin gözbebeği büzülür, kalp atışları, sindirim süreci ağırlaşır, uyku­su gelir. Eroin bağımlıları en çok, eroin damara şırınga edildiğinde birkaç saniye içinde bütün vücuda yaydığı sıcaklıktan ve büyük coşkudan haz duyarlar. Bu kısa süren yoğun etki bir süre sonra yerini derin bir uyuşukluğa, umursamazlığa bırakır; zi­hin belli bir düşünce üzerinde yoğunlaşa­maz, dikkat dağılır. Bu durum 2-4 saat sürer; kişi giderek açılır. Bazılan eroine karşı olumsuz tepki gösterir. Eroin onlarda yalnızca iç bulantısı, bunalım ve ruhsal çöküntü yaratır.

Toz erioin burna çekilir; suda eritilmiş olarak deri altına ya da damara şmnga da edilir. Eroin bağımlısı olanlar, yeni başla­yanların tersine, damara şınnga etmeyi tercih ederler. Çünkü bu yöntemle etkisi daha hızlı ve yoğun olur.

Eroin çok yüksek bağımlılık yaratan bir uyuşturucudur. Bağımlılar, eroin yoksunlu­ğunun yarattığı rahatsızlıkları giderebilmek için günde iki şırınga yapmak zorunda kalırlar. Yoksunluk belirtileri huzursuzluk, bütün vücuda yayılan ağrılar, uykusuzluk, bulantı, kusma ve ishaldir. Bağımlı kişi vücudunu eroin alışkanlığından kurtarmak için 3-4 gün süreyle hiç eroin almamalıdır. Bu süre geçtikten sonra belirtiler büyük ölçüde azalır. Bağımlılar aynı zamanda eroine karşı bir bağışıklık da kazanırlar; istedikleri gibi etkilenebilmeleri için gide­rek dozu artırmaları, daha sık eroin almala­rı gerekir. Çok ağır dozlar alındığında bu belirtiler tümüyle ortadan kalkabilir, ama bu kez de ruhsal bağımlılık sürer.

Eroin bağımlılığı, bağışıklık kazananlar için pahalıya mal olur. Eğer iyi bir gelirleri yoksa alışkanlıklarını sürdürebilmek için fahişelik, kadın satıcılığı, hırsızlık, soygun­culuk ya da uyuşturucu satışı yapmak zo­runda kalırlar. Uyuşturucu kullanma soru­nunun yaygın olduğu Batı ülkelerinde, hır­sızlık gibi mala karşı suçlan işleyenler ara­sında eroin bağımlılarının oranı çok yük­sektir.

Piyasada yasalara aykırı olarak gizli satılan ve soda, kinin, süt şekeri ya da başka katkı maddeleriyle kanştırılmış eroinin saflığı yüzde 2-5 arasındadır. Bilmeden safa yakın oranda eroin şmnga ederek aşın dozda eroin alma çok rastlanan bir olaydır. Bu durumda solunum bozulur, derin komaya girilir; sonuç ölümdür. Bu tehlike dışında, kirli, mikrop bulaşmış şırıngalar sanlık ve benzeri bulaşıcı hastalıklara yakalanılmasmı kolaylaştırır. Kol ve bacaklardaki iğne yer­leri de deriye yakın damarlarda kanamala­ra, iltihaplanmalara yol açar.

Eroin ağır kanser hastalan gibi büyük acı çekenlerin ağrılannı gidermek için kullanı­labilirse de, eroini kullanmak ve bulundur­mak pek çok ülkede yasaklanmıştır. Kaçak eroin Ortadoğu, Güneydoğu Asya ve Mek­sika’dan dünya piyasasına sürülür. Eroin bağımlılığı ilk kez 20. yüzyılın başlarında görüldü. Batı toplumlannda toplum dışına atılmış, suçlu kişilerce yıllarca kullanıldı. Ama 1960’larda orta ve üst-orta sınıf ailele­rin gençleri arasında ve Üçüncü Dünya ülkelerinde yayıldı. Bugün eroin kullanımı ve satışı dünya çapında bir sorun durumuna gelmiştir. Ulusal ve uluslararası hukuk ku­rumlan ile polis güçleri eroin üretimiyle satışını denetlemek ve engellemek için yo­ğun çaba harcamaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir