Erzincan Hangi Bölgede Nüfusu Özellikleri Kısaca

Erzincan, topraklarının küçük bir bölümü Karadeniz Bölgesi, daha büyük bölümü Doğu Anadolu Bölgesi sınırları içinde kalan il ve il merkezi kent. Yüzölçümü 11.903 km2 olan Erzincan ili kuzeyde Giresun ve Gü­müşhane, kuzeydoğuda Bayburt, doğuda Erzurum, güneydoğuda Bingöl, güneyde Tunceli, güneybatıda Elazığ ve Malatya, batı ve kuzeybatıda da Sivas illeriyle çevri­lidir.

Doğal yapı. İlin yüzey şekillerini dağlar ve platolar belirler. İl alanının yaklaşık üçte ikisini kaplayan dağlar, genellikle doğu-batı doğrultusunda uzanır. Bunlar oluşum bakı­mından genç olmakla birlikte, seyrek bitki örtüsü ve erozyon nedeniyle aşınmış olduk­larından yaşlı bir görünüm taşırlar. İlin en yüksek noktası Erzincan kentinin kuzeydo­ğusundaki Esence DağındaÇ) bulunan Ke­şiş Tepesidir (3.549 m). Akarsularla parça­lanmış dağ sıraları arasında ovalar ve dalgalı platolar bulunur. İlin en önemli düzlüğü olan Erzincan Ovası, Doğu Anadolu Bölge- si’nin kuzeyindeki tektonik kökenli çöküntü alanı dizisinin batıdaki ilk ovasıdır. Doğuda Sansa Boğazıyla Tercan Ovasına bağlanır. Munzur Dağlarının yüksek kesimlerinde geniş yaylalar yer alır.

İl topraklarının Refahiye dışındaki kesimi­nin sularım Karasu Irmağı(*) toplar. Ku­zeybatı kesimindeki Refahiye yöresinin su­ları ise Çukurdere’nin katıldığı Kelkit Irma- ğı(*) aracılığıyla Karadeniz’e gider. Öteki akarsular genellikle ilkbaharda taşıp yazın kuruyan, sel nitelikli küçük çay ve dereler­dir. Karasu’nun kollarından olan Tuzla Suyu üzerinde, sulama ve enerji üretme amaçlı Tercan Barajı kurulmuştur.

Ekonomi. Erzincan, Türkiye’nin ekono­mik bakımdan yeterli ölçüde gelişememiş illerinden biridir. Maden ve su kaynakları­
nın yeterince değerlendirilememesi, ticari tarım ürünlerinin sınırlılığı ve pazar ilişkile­rinin kısıtlı yapısı sosyoekonomik gelişme­nin önündeki başlıca engellerdir. Bu arada binlerce insanın ölümüne ve çok sayıda yerleşmenin tümüyle yıkılmasına neden olan 1939’daki deprem, ekonomiyi bir süre durma noktasına getirmiş ve yoğun dış göçlere yol açmıştır. 1992 Erzincan depre­minde daha küçük çapta da olsa benzer sonuçlar görülmüştür.

İldeki temel ekonomik etkinlik tarımdır. Ovalık ve alçak kesimlerde bitkisel, yüksek ve engebeli yörelerde ise hayvansal üretim önem kazanır. En çok yetiştirilen tarla ürünleri şeker pancarı, buğday, arpa, patates, domates, soğan, elma ve yem bitkileridir. Sebzecilik ve meyvecilik, sula­manın yapılabildiği Erzincan Ovasın­da yoğunlaşmıştır. Dutluklar ilde geniş yer tutar. Çekirdeksiz dut adıyla anılan küçük dutlardan pekmez ve pestil yapılır. İliç, Kemaliye ve Kemah yöresinde toplanıp kurutulan dutlar büyük kentlere satılır. Yüksek kesimlerde ek gelir sağlamak ama­cıyla yapılan hayvancılık küçük çaplıdır. Koyun ve kıl keçisi gibi küçükbaş hayvanlar geleneksel meracılık yöntemiyle yetiştirilir. Sığır besiciliği ise sulanabilen ovalık alanlar­da ve yerleşme yerleri çevresinde yaygındır. Merkez ilçedeki et kombinası, şeker ve süt fabrikaları sığır besiciliğinin gelişmesini sağ­lamıştır. İlin tulumpeyniri ve balı ünlüdür. 1950’lerde başlayan kamu yatırımlarına ve Erzincan’ın 1968’de kalkınmada birinci de­recede öncelikli iller kapsamına alınmasına karşın, temelde tarım ürünlerine dayanan
imalat sanayisi gelişmemiştir. İldeki başlıca sanayi kuruluşları Erzincan kentinde bulu­nan Sümerbank’a ait pamuklu sanayi fabri­kası, Erzincan Şeker Fabrikası ve bu fabri­kaya bağlı makine fabrikası, Et ve Balık Kurumu’na ait et kombinası ve soğuk hava deposu. Süt Endüstrisi Kurumu’nun süt ürünleri işletmesi ve Sümerbank Tercan Ayakkabı Fabrikası’dır. Özel kesim işyerle­ri daha çok küçük sanayiye yönelik üretim yapar, turistik amaçlı bakır eşya, alümin­yum ve plastik ev eşyaları, orman ürünleri, dokuma ve gıda dallarında çalışan çok sayıda küçük işyeri vardır. Geleneksel halı ve kilim dokumacılığı da varlığını sürdür­mektedir.

İlin çeşitli yörelerinde bulunan zengin maden kaynaklarının pek azı işletilmekte­dir. İliç ve Kemaliye’de demir, Tercan’da manganez ve krom, İliç’te asbest, Çayırlı ve Refahiye’de magnezit, Kemaliye ve Refahi­ye’de linyit, Erzincan-Mollaköy’de perlit yatakları bulunmaktadır. Ayrıca büyük bö­lümünde mevsimlik üretim yapılan kaynak tuzlaları, Erzincan kenti yakınlarındaki Ek- şisu ve Böğert’te de kaplıca ve madensuyu kaynaklan vardır.

Tarih. Erzincan kentinin 20 km doğusun­daki Altmtepe’de(*) ve Küçüktepe Höyü- ğü’nde yapılan araştırma kazılarında ele geçirilen buluntular yörede İlk Tunç Çağma (İÖ 3500-2000) tarihlenen yerleşmeler oldu­ğunu ortaya koymuştur. Altmtepe’deki İlk Tunç Çağı yerleşmesinin üstünde bir Urar- tu yerleşmesi vardır. Urartu kültürünün önemli merkezlerinden biri olan bu yerleş­mede kale, saray ve tapınak kalıntılanna rastlanmıştır. İÖ 10. yüzyıldan sonra Urar- tulann yaşadığı yöre, IÖ 6. yüzyılda Med ve Pers, daha sonra da Makedonya ve Selev- kos yönetimine girdi. İÖ 2. ve 1. yüzyıllarda Roma, Pontus ve Part yönetimleri arasında­ki çekişmelere şahne oldu; İS 55’te Roma’ ya bağlandı. İS 3. yüzyılda Sasanilerin denetimine girdi. 11. yüzyılda yöreye Men- gücekler egemen oldu. Bunu İlhanlı ve Eretna Beyliği yönetimleri izledi. 14. yüzyıl sonunda yöreyi ele geçiren Mutahharten, Osmanh ve Timur baskısına karşın bağımsız yönetimini sürdürdü. Bir süre Akkoyunlu yönetiminde kalan yöre, 1473 Otlukbeli Savaşı’ndan sonra II. Mehmed (Fatih) tara­fından Osmanh topraklama katıldı. 16. yüzyılın başında bir süre Safevilerin yöneti­mine girdiyse de, 1514’te yeniden OsmanlI­ların eline geçti. 19. yüzyıl sonlarında Erzu­rum vilayetine bağlı bir sancak olan Erzin­can, I. Dünya Savaşı sırasında Rusların, onların çekilmesinden sonra da Ermenilerin işgali altında kaldı (1916-18).

Kentin yapısı. Kuruluşuna ilişkin kesin bilgiler bulunmayan kentin bilinen en eski adı, Asur kaynaklarında geçen Zuhma’dır
(Suhma). Burada kurulmuş olan Eriza ken­tinin Selçuklular tarafından Arzingan ya da Erzingan olarak anıldığı ve zamanla Erzin­can adının yerleştiği kabul edilmektedir. Erzincan kenti Karasu Irmağı kenarında, önemli kara ve demir yollarının üzerinde yer alır. Türkiye’nin en etkin tektonik alanlarından birinde bulunduğundan, en önemlileri 1047, 1457, 1583, 1666, 1784, 1888 ve 1930’da gerçekleşen çeşitli deprem­lerle birçok kez yıkılmıştır. 26-27 Aralık 1939 gecesindeki depremde yalnızca kentte 9 binden çok insan yaşamını yitirmiş, 6 bini aşkın bina tümüyle yıkılmıştır. Depremden önce demiryolunun güneyinde bulunan, de­niz düzeyinden 1.165 m yükseklikteki ken­tin terk edilmesi üzerine demiryolunun ku­zeyinde kurulan geçici yerleşme, 1950’lerde bugünkü yerine taşınmıştır. 1963’ten sonra gelişerek Erzincan Ovasının kuzey kenarına dayanan ve deniz düzeyinden yüksekliği 1.200-1.250 m arasında değişen bugünkü kentin kuzeyinde askeri alanlar bulunmak­tadır. 13 Mart 1992’de oluşan ve şiddeti Richter ölçeğine göre 6,8 olan depremde gene yıkıma uğrayan kentte 486 kişi yaşamı­nı yitirdi, 2.800 kişi yaralandı.

Kentte bir devlet ve bir SSK hastanesi­nin yanı sıra özel sektöre ve orduya ait iki hastane daha vardır. Erzincan’daki yüksek­öğretim kurumlan Atatürk Üniversitesi’ ne bağlı Erzincan Hukuk Fakültesi, Erzin­can Eğitim Yüksekokulu, Erzincan Meslek Yüksekokulu’dur.

Tarihsel yapılar. Yeni kentte tarihsel yapı yoktur. Deprem nedeniyle tarihsel dokusu büyük zarar görmüş olan eski kentteki 13. yüzyıl yapısı olduğu sanılan ve üst bölümü yıkılmış olan kümbet, Akkoyunlulardan ve Karakoyunlulardan kalma koç biçimli me­zar anıtlan, 1471 tarihli Bey Hamamı’yla 1548 tarihli Çadırcı Hamamı’dır. Erzincan Kalesi ise yıkıntı durumundadır. İlçelerdeki önemli tarihsel yapılar Kemah’taki Melik Gazi Kümbeti ve Tercan’daki Mama Hatun Kümbeti’dir

Erzincan Belediyesi Cumhuriyet’ten önce kurulmuştur. Nüfus (1990) il, 299.251; kent, 91.772.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir