Hukbalahap Ayaklanması

Hukbalahap Ayaklanması, HUK AYAKLANMASI olarak da bilinir, Filipinler’de Luzon Adasının orta kesimindeki ovalar bölgesinde komünistlerin önderliğinde gerçekleştirilen köylü ayaklanması (1946-54).

Adını, Tagalog dilinde “Japonya’ya Karşı Halk Ordusu” anlamına gelen Hukbo ng Bayan Laban sa Hapon sözcüklerinden oluşturulan bir kısaltmadan alır; örgütün üyelerine de kısaca Huk denir. Huklar, 1950’de zafere çok yaklaşmış, ama Filipinler yönetimine ABD’ nin sağladığı gelişmiş silahlar ve Filipinler’in karizmatik devlet başkam Ramon Mag- saysay’m yönetimde yaptığı reformlar karşısında yenilgiye uğramışlardır. Luzon’un orta kesimindeki zengin tarım bölgesi, çoğunlukla çiftlik topraklarında kiracı olarak çalışan büyük köylü nüfusunu banndırıyordu. Servet sahibi küçük bir azınlıkla yoksulluk içinde yaşayan köylüler arasındaki uçurum İspanyol egemenliği döneminde çeşitli köylü ayaklanmalanna neden olmuştu. 1930’larda, komünistler ve sosyalistler bölgede yoğun örgütlenme çalışmala- nna giriştiler.

II. Dünya Savaşı sırasında çelişkiler doruk noktasına ulaştı. Filipinliler, başka birçok Güneydoğu Asya halkının tersing Japon işgaline karşı güçlü bir direniş gösterdiler. Bataan’ın Nisan 1942’de Japonların eline geçmesinden sonra, işgal dönemi boyunca gerilla savaşı sürdü. Sağlam bir örgütsel yapısı olan Hukbalahap, binlerce Japon askerini öldürdü, Japonlarla işbirliği yapan varlıklı Filipinlilere karşı da saldırılar düzenledi; örgüt, savaşın sonunda Luzon’un orta kesimindeki büyük toprakların çoğuna el koymuştu. Burada bölgesel bir yönetim kurarak vergi toplamaya ve kendi yasalarını uygulamaya başladılar. Savaştan sonra ülkeye yeniden egemen olan ABD, Huklardan ötürü tedirgindi. Silahların teslim edilmesi sorunu yüzünden Huklarla Filipinler yönetimi arasındaki gerilim de giderek arttı. Yaklaşık 500 bin silahı olduğu sanılan Huklar, oligarşi olarak kabul ettikleri yönetime silahlanını teslim etmek istemiyorlardı. Yapılan plana göre Filipinler, 4 Temmuz 1946’da bağımsız bir devlet olacaktı.

Nisanda yapılan seçimlere Huklar da katıldı ve önderleri Luis Taruc milletvekili seçildi. Ama seçimleri kazanan Liberal Parti, öteki bazı Huk adaylarıyla birlikte Luis Taruc’un da Kongre’ye girmesini engelledi. Bunun üzerine Huklar ormana çekilerek bir ayaklanma başlattılar. Bağımsızlıktan hemen sonra Başkan Manuel Roxas, Hukların kökünün kazınacağını söyledi. Ama devlete bağlı birliklerin morali bozuktu ve köylülere karşı ayrım gözetmeden misillemeye girişmeleri Hukların güçlenmesinden başka işe yaramadı. Sonraki dört yıl boyunca hükümet giderek saygınlığını yitirirken, Huklar güç kazandı. 1950’ye doğru gerillalar Manila’ya yaklaşmaya başlamış ve artık iktidara el koyma zamanının geldiğine karar vermişlerdi.
Hükümet kuvvetlerinin Manila’daki gizli Huk karargâhına düzenlediği ani baskın, Huklar için ağır bir darbe oldu. Huk siyasal önderlerinin tümü bir gecede tutuklandı. Komünistlerin dünya çapında güçlenmesinden korkan ABD başkanı Harry Truman büyük miktarlarda askeri malzemenin Manila hükümetine gönderilmesine izin verince, Huklar bir darbe daha yemiş oldu.

Hukların yenilgisindeki bir başka etken de, halkın çoğunluğunun desteklediği Ramon Magsaysay’ın iktidara gelmesiydi. Magsaysay’ın 1953’te başkan seçilmesiyle, halk hükümeti desteklemeye başladı. Bir yıl sonra Taruc teslim oldu ve Hukbalahap Ayaklanması fiilen sona erdi.
Bununla birlikte Huk hareketi, Luzon Adasının Pampanga ilindeki bir kurtarılmış bölgede etkisini sürdürdü. Sonraki Filipin hükümetlerinin, uzun süre önce söz verilmiş toprak reformlarını uygulamaması, hiziplere bölünmüş ve bazı bölgelerde yeni isyancı gruplarla birleşmiş de olsalar, Hukların 1970’lere değin yönetime karşı etkin bir örgüt olarak varlığını sürdürmesinde rol oynadı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir