İki Meclis Sistemi Nedir Özellikleri

iki meclis sistemi, çift meclis sistemi ola­rak da bilinir, yasama organının iki meclis­ten oluştuğu siyasal-anayasal sistem. Yasa­ma yetkisinin bu iki kurum tarafından pay­laşılması ya da birlikte kullanılması sonucu­nu doğurur. Ortaya çıkma nedenleri çeşitli olduğundan, ikinci meclisler farklı yapı ve özellikler gösterir. İki Meclis Sistemi Nedir Özellikleri Hakkında Bilgi.

Aristokratik geçmişe sahip ülkelerde ikinci meclis soyluların siyasal temsiline olanak sağlar. 19. yüzyıl parlamentolarında birinci meclis genel oyla seçilen temsilcilere, aris­tokratik karakterli ikinci meclis de soylular sınıfının üyelerine açıktı. Böylece sistem, aristokratik-monarşik yönetimden demo­kratik rejimlere geçişte bir ara aşama ya da köprü niteliği gösteriyordu; bu açıdan bir “karma yönetim” türüydü. Ama aristokra­tik güçlerin siyasal tarih sahnesinden silinmelerine paralel olarak, bu karma yönetim biçimi de ortadan kalkmaya başladı. Aris­tokratik gelenekten gelen ve bunu temsil eden ikinci meclis pek çok ülkede (örn. Norveç, Danimarka, İsveç, Finlandiya) kal­dırıldı ve tek meclisli sisteme geçildi. Kaldı­rılmadığı ülkelerde ise (örn. Ingiltere’de Lordlar Kamarası), gücünü ve yetkilerini yitirdi; bir “dekor” durumuna geldi. Lordlar Kamarası bugünkü İngiliz siyasal sisteminde ancak kamuoyu üzerinde etkili olabildiği ölçüde ve çok sınırlı bir rol oynamaktadır. Bu yüzden, iki meclisli yapısını kuramsal olarak hâlâ sürdüren İngiliz siyasal sistemin­de “parlamento”, gerçekte Avam Kamara­sından oluşur.

İki meclis sistemini doğuran ikinci ana etken federal devlet yapısıdır. Federal dev­letin üyesi olan devletler, federal parlamen­tonun ikinci meclisinde temsil olunur. Birin­ci meclisin halkın ya da ulusun bütününü temsil etmesine karşılık ikinci meclis üye devletleri temsil eder. Bu yüzden de, birinci meclis temsilcilikleri üye devletlerin nüfus­larıyla orantılı dağılırken, ikinci mecliste her üye devlet kural olarak eşit sayıda temsilci bulundurur. Amaç, nüfusları farklı üye dev­letler arasında temsil eşitliğini ve dengeyi sağlamaktır. ABD’deki birinci meclis olan Temsilciler Meclisi ile federe devletleri (eya­letler) temsil eden Senato’nun durumu bunun tipik örneğidir. Federal devlet yapısı­na sahip ülkelerin hemen hepsi (İsviçre, Almanya, Hindistan vb) iki meclis sistemini benimsemiştir.

Aristokratik gelenekten ya da federal yapı­dan yoksun bazı ülkelerde de iki meclis sistemi görülür. V. Cumhuriyet Fransa’sın­daki Senato’nun aristokratik ya da federal bir yapıyla ilgisi yoktur; bu meclis varlığını büyük çapta, birinci meclisin dengelenmesi amacına borçludur. Böylece, ikinci meclis­lerin bir fren ve denge rolü oynayacakları inancı, aristokratik ya da federal yapısı bulunmayan ülkelerdeki bu meclislerin var­lığını açıklayan ana nedendir. 1948 Anayasasıyla İtalya’da kurulan iki meclisli sistem de büyük ölçüde bu gerekçelerle açıklanır. Bazı ülkelerde de sosyal grupların ve mes­leklerin temsilini sağlamak amacıyla ikinci meclisin kurulması yoluna gidilmiştir. 1923 Romanya, 1927 Yunanistan, 1937 İrlanda anayasalarının öngördüğü ikinci meclisler korporatif yapıdaydı. 1953 Yugoslav Ana­yasası da, siyasal meclisin (Federal Konsey) yanında Üreticiler Konseyi adlı ikinci mecli­se yer vermişti. Fransa’da de Gaulle, Sena­to’nun işlevinin son bulduğu gerekçesiyle bunun yerine sosyoekonomik nitelikli bir başka ikinci meclisin kurulmasını halkoylamasına sunmuştu, ama halk oylamasında ta­sarı reddedilince, Senato yerini ve yapısını korumuş oldu.

Türkiye de hem uzak, hem yakın geçmişiy­le iki meclis sisteminin uygulanışına sahne olmuştur. 1876 Kanun-ı Esasisi, Meclis-i Mebusan’ın yanında, üyeleri padişah tara­fından ve ömür boyu görevde kalmak^üzere seçilip atanan ikinci meclise, Heyet-i Âyan’a yer vermişti. Bu meclis, seçimle oluşan birinciye göre daha güçlü bir konumdaydı. Bu durum II. Meşrutiyet (1908) ve 1909 anayasa değişiklikleriyle son buldu, Heyet-i Mebusan asıl güçlü meclis konumuna yükseldi. Ulusal devlete geçişi simgeleyen 1921 ve 1924 anayasaları mutlak ve bölünmez ulusal irade ve kuvvetler birliği ilkelerinin de etkisiyle tek meclis sistemini benimsedi. Kurtuluş Savaşı ve onu izleyen radikal reform döneminin gerekleri de böyle bir seçimi haklı kılmaktaydı. Çok partili yaşam, özellikle de 1950-60 arasındaki çoğunluk partisi baskısı Türkiye’de ikinci meclis tar­tışmalarını gündeme getirdi. 1961 Anayasa­sı, yasama organı olan TBMM’yi Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu olmak üze­re iki kanatlı bir yapıya oturttu. İkinci meclisin birinci meclisin aşırılıklarını törpü­lemesi, bu anlamda bir “ılımlılık rolü” oynaması ve yasaların daha özenle yapılma­sı bekleniyordu. Ama 1980’e değin Cumhu­riyet Senatosu, Millet Meclisi karşısında ya da yanında bu yönde etkili bir rol oynaya­madı. İki meclisin siyasal kompozisyonları­nın birbirine benzemesi bunun başlıca nede­niydi. Ayrıca, Cumhuriyet Senatosu’nda seçimle gelmeyen bazı temsilcilerin de (tabii senatörler, kontenjan senatörleri) yer alma­sı demokratik temsil ilkesi açısından sorun­lar yaratmaktaydı. Kendinden beklenen iş­levleri yerine getirmede pek başarılı olama­yan ikinci meclis, yasaların yapımında da yavaşlatıcı bir rol oynadı. Bu nedenlerle, 1982 Anayasası’nm hazırlık tartışmaları sı­rasında ikinci meclisin korunması yolunda kamuoyunda da, Danışma Meclisi’nde de güçlü bir akım doğmadı. 1982 Anayasası’yla iki meclis sistemine son verilerek, yeniden tek meclisli yapıya dönüldü.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir