Kum Şehrinin Tarihi Kısaca

Kum, İran’da, Merkezî ilinde (ostan) kent ve ilçe (şehristan). Kum kenti Kum Irmağı­nın iki yakasında, Kevir Çölünün yanında, Tahran’ın 147 km güneyinde, Kum ilçesi ise Nemek Gölü havzasında yer alır. İlçede buğday, arpa, yağlı tohumlar, sebze, meyve ve pamuk yetiştirilir.

Kum 8. yüzyılda Şiiliğin merkezlerinden biriydi. Şiilerin imamı Ali Rıza’nın kız kardeşi Fatma 816’da Kum kentinde öldü ve buraya gömüldü. Safevi hükümdarlarının 17. yüzyılda Fatma’nın mezarı üzerine kubbesi altın yaldızlı bir türbe inşa ettirme­leriyle kent bir hac. merkezi durumuna geldi. Bugün ülkenin İslam felsefesi, fıkıh, ilahiyat ve mantık konularında uzmanlık eğitimi veren eti büyük. medresesi Kum kentinde bulunmaktadır. İslamcı hareketin önderi Ayetullah Ruhullah Humeyni Nisan 1979’da İslam Cumhuriyeti’nin ilanından hemen önce ülkeye dönerek, daha önce şah taralından sürüldüğü Kum’a yeniden yerleş­ti ve kenti kendine merkez yaptı.

Kum kenti ve çevresinde 10 hükümdar ve 400 evliyanın türbesi vardır. Şah II. Abbas 14 adet ipek halıyla bezenmiş bir türbede (1666) gömülüdür. Kentin güneyindeki, çoğu 14. yüzyıldan kalma beş türbe renkli alçı bezemeleriyle ünlüdür. Tahran’a yakın­lığının da etkisiyle canlı bir sanayi merkezi durumuna gelen Kum kenti, petrol ve petrol ürünlerinin bölgesel dağıtım merkez­lerinden biridir. Bender-i Enzeli ve Tahran’ dan gelen doğal gaz boru hattıyla Tahran’ dan gelen petrol boru hattı, Kum’dan geçerek Basra Körfezindeki Abadan rafine­risine uzanır. Kent 1956’da yakınlardaki Sarace’de petrol yataklarının bulunmasıyla daha da zenginleşti ve Kum ile Tahran > arasında bir rafineri inşa edildi. Bu tarihten sonra kırsal kesimden kente göçler arttı ve dokuma sanayisine yapılan yeni yatırımlarla petrokimya, çimento ve tuğla sanayüerinin kurulması sonucu ekonomik büyüme hız­landı. 1970’lerde Kum Irmağının yukarı kesimlerinde birçok baraj inşa edildi. Trans­irán Demiryólu’ñun üzerinde yer alan Kum kenti, Tahran, Arak, Kaşan, Save ve Yezd’e karayoluyla bağlanır. Bölgede Müs- lümanlara ait birçok türbe bulunur. Kentin 24 km güneyindeki Kibar’da eski bir ke­merli su bendi vardır. Nüfus (1985 tah.) kent, 637.700: (1976) ilçe, 293.453.kum,   çapı 0,02-2 mm arasında değişen mineral, kayaç ya da toprak parçacıkları.

Yer yüzeyindeki kay aç yapan minerallerin çoğu kum içinde bulunabilir; ama bunlar­dan yalnızca birkaçı normal halinde kum biçimindedir. Kimi yerlerde kumun temel bileşeni feldispat, kireçli malzeme, demir cevheri ve volkanik cam olmakla birlikte, en yaygın bileşen kuvarstır. Bunun başlıca nedenleri kuvarsın kayaçlarda bol miktarda bulunması, öteki minerallere göre daha sert olması, dilinim yüzeyi bulunmaması ve bu nedenle de kolayca aşınmaması, suda he­men hiç çözünmemesi ve kimyasal olarak aynşmamasıdır. Kuvarslı kumların büyük bölümü, az miktarda feldispat ile küçük beyaz mika levhaları da içerir; bu malzeme­ler yumuşak olmakla birlikte yavaş ayrışır. Kumların hepsi az miktarda grena, turma- lin, zirkon, rutil, topaz, piroksen ve amfibol gibi ağır kayaç yapıcı mineraller içerir. Bazı kıyı ve ırmak kumlarında, bu ağır bileşenler ile başka bazı ağır doğal elementler, akıntı­ların daha hafif bileşenleri taşıyarak uzak­laştırması sonucunda belirli yerlerde yığışır. Bu tür plaser kumları, elmas ve öteki değerli taşlar, altın, platin, kalay, monazit ve başka cevherler içeren, ticari öneme sahip kaynaklardır.

Deniz tabanında yaygın olarak dağılmış halde bulunan ve karalarda eski katmanlar­da rastlanan yeşil kumlar, bu rengi, içerdik­leri glaukonitten (potaslı bir mineral) alır­lar; bu kumlardan su yumuşatıcı lannda yararlanılır.

Çömlekçilikte ve cam sanayisinde, katışkı- sız kuvarslı kumlar, silis kaynağı olarak kullanılır. Asidik çelik fırınlarının astarlan­masında kullanılan tuğlamsılar da bu tür kumlardan yapıhr. Metal döküm kalıplan ise, kil bağlayıcıh kumla hazırlanır. Kuvarslı ve grenah kumlardan aşındıncı malzeme olarak yararlanılır. Çimento, sıva, harç gibi malzemelerin hazırlanmasında ise adi kum kullanılır.

Kum, Nuh Naci (d. 1896, Seydişehir – ö. 1952, Adana), halkbilim ve müzecilik alan­larındaki çalışmalarıyla tamnan araştırmacı. Kuleli Askeri İdadisı’nde öğrenim görürken sağlık durumu nedeniyle son sınıftan aynl- dı. 1914’te İsparta Idadisi’nde jimnastik öğretmenliğine başladı. 1926’da Maarif Ve- kâleti’nce, Ingiliz arkeolog W.M. Ramsey’ in Yalvaç’ta yaptığı kazılara denetçi olarak atandı. Bu kazılar sırasında müzeciliğe ilgi duymaya başladı. İlk ve orta dereceli okul­larda uzun yıllar öğretmenlik yaptıktan sonra, 1938’de Kayseri, 1939’da Bursa mü­ze müdürlüklerine atandı; 1940’tan ölümü­ne değin de Adana Müzesi’nin müdürlüğü­nü yaptı.

Müze müdürlükleri sırasında çeşitli alan­larda araştırmalar yürüttü; özellikle tasav­vuf, tarikatlar tarihi, Selçuklu tarihi, Ana­dolu’da Türkmenler, Yörükler, Tahtacılar ye çeşitli halkbilim konuları üzerinde çalıştı. Öğretmenlik ve müzecilik yaptığı hemen her kentte o kentin tarihi, tarihsel yapılan, yöre halkının etnik özellikleri, folkloru ve halik edebiyatıyla ilgili derleme ve araştır­malar yaptı. Ün (İsparta), Erciyes (Kayse­ri), Uludağ (Bursa), Konya (Konya) ve Görüşler (Adana) gibi halkevi dergilerinde azılar yayımladı. Baraklann sözlü tarihi ve alk edebiyatıyla ilgili “Türkmen Barakla- n” adlı önemli bir çalışması Türk Etnograf­ya Dergisi’nde yayımlandı. Kitap olarak yayımlanmış yapıdan arasında Kemalname (1931), Kızılkule (1931), Şifa Destanı (1945), Eshab-ı Kehfin Tarihçesi (1951), Adana Vali ve Mütesellimleri (ös 1953) sayılabilir.

kum çölü, erg olarak da bilinir, çöllük bir bölgede, çoğunlukla önceden var olan bir ırmağın taşıdığı alüvyonlarla doldurulmuş dev bir havzanın tabanında yer alan geniş kum birikintisi alanı. Kum çölleri, hareketli ya da “fosilleşmiş” kumul bölgeleri ya da yaygın kum örtüleridir. Kum, genellikle gevşektir ve üzerinde yürünmesi oldukça zordur. Cezayir’de Sahra’nın Beni Abbas ile Gıdamis arasında kalan Büyük Batı Ergi ve Büyük Doğu Ergi, bütün Sahra’nm en zorlu bölgeleridir ve bu bölgeler genellikle çevrelerinden dolaşılarak geçilir. Libya Çö­lü de gerçek bir kum çölüdür.

Kum Irmağı, Kore dilinde kum-gang, Güney Kore’nin güneybatı kesiminde akar­su. Çalla-puk (Kuzey Çalla) ilindeki Çan- cu’nun doğusundan doğar, kuzey ve ku­zeybatı yönlerinde akarak Çungçang-puk (Kuzey Çungçang) ili topraklarından geç­tikten sonra güneybatıya kıvrılır ve Kun- san’da San Denize (Huang Denizi) dökü­lür. Toplam 401 km’yi bulan çığınmn Pu- ya’ya kadar olan 130 km’lik bölümü ulaşıma elverişlidir. Verimli ovaların ve altın yatak- lannın bulunduğu bir bölgeden geçer. 1980’de tamamlanan 495 m genişliğindeki çok amaçlı Teçong Barajı, Kum Irmağının bir kolu üzerindedir. Bu baraj, ırmağın orta çığınmn çevresinde bulunan Çangcu, Non- san ve Kanggyang kentlerinin su ve elektrik gereksinimim karşılar.

kum resmi, kuru resîm olarak da bilinir, en gelişmiş örneklerine Güneybatı Ameri­ka’da Navaho ve Pueblo Yerlileri arasında, daha basit örneklerine de Ova ve California Yerlileri arasında rastlanan bir sanat türü. Estetik değerlerinden çok, dinsel amaçlan açısından önemli sayılan bu resimlerin temel işlevi tedavi törenlerine ilişkindir.

Kum resimleri, stilize ve simgesel resimler­dir. Temizlenip düzlenmiş kum bir zemin üstüne beyaz, mavi, siyah ya da kırmızı renkli, ezilmiş kum taşı, mangal kömürü, polen ya da başka kuru malzemelerin serpilmesiyle yapılır. Bu türden yaklaşık 600 değişik resim bilinmektedir. Bunlar arasında tannlar, çeşitli hayvan ve bitkiler, şimşek, gökkuşağı ve başka simgeler vardır. Tedavi törenlerinde betimlenecek konunun seçimi, tedaviyi uygulayana bırakılır. Resim tamamlanınca, hasta resmin ortasına oturur ve bedeninin değişik bölümlerine resimden alman kumlar yapıştırılır. Dinsel törenin sonunda resim yok edilir.

Yerliler, yıllarca bu resimlerin kopyaları­nın çıkarılmasına izin vermediler. Sonunda özgün kum resminin sahip olduğu gücü yitirmemesi için, kilimlere kopya edilen dese­nin bir bölümü aslından farklı yapıldı. Günü­müzde bu sanatı korumak ve belgelemek amacıyla resimlerin kopyası çıkarılmıştır. kum yengeci, Decapoda (onayaklılar) ta­kımının Ocypode cinsini oluşturan 20 kadar kabuklu türü. New Jersey’den Brezilya’ya kadar Atlas Okyanusunun batı kıyılarında görülen O. quadratics kum üstünde çok hızlı hareket etmesiyle dikkat çeker. Rengi açık san ya da kirli beyaz, kıskaçlan birbirinden farklı irilikte, bacaklan oldukça kıllı, kabu­ğu hemen hemen dikdörtgen biçiminde ve yaklaşık 3,5-5 cm genişliğindedir. Gözleri uzun saplann ucunda yer alır. Kumda açtığı ve bazen derinliği 1 m’ye ulaşan çukurlarda yaşayan bu türün başlıca besinini kumpirele- ri oluşturur.

Hint Okyanusu ve Büyük Okyanusun kıyılanndaki kumsallarda yaşayan O. cera- tophthalmus yapraklann alt yüzüne konan sinekleri avlamak için kıskaçlannı kullanır. Kızıldeniz kıyılarında yaşayan O. saratan türünün erkeği yaklaşık 15 cm yüksekliğin­de bir kum tepeciği hazırlar ve buradan yarım metre kadar uzaktaki yuvasına belir­gin bir yol açar. Kum yığınını görerek gelen dişi, bu yolu izleyerek erkeğin yuvasını bulur.

Kumagaya, Japonya’nın, Hcnşu Adasın­daki, Saitama ilinde (ken) kent. Ara Irma­ğının kıyısında yer alır. Adını 12. yüzyılda yaşamış ünlü savaşçı Kumagai Naozane’den almıştır. Tokugava döneminde (1603-1867) bir posta ve ipek ticareti merkezi olan kent, Ara Irmağında taşımacılık yapan teknelerin son uğrak limanıydı.

Kumagaya, II. Dünya Savaşı’nda büyük zarar görmüş ama savaştan sonra, Saitama ilinin kuzey kesimlerinin ticaret, yönetim ve taşımacılık merkezi durumuna gelmiştir. İpek iplik sanayisinin yanı sıra I961’den sonra ağır sanayi de gelişmeye başlamıştır. Nüfus (1990) 152.122.

Kumamoto, Japonya’da, Küşü Adasının orta kesiminde ıl (ken). Amakusa Denizi kıyısında yer alır. Yönetim merkezi Kuma­moto kentidir.

Kumamoto ili Amakusa Takımadalarıyla birlikte 7.408 km2’lik bir alanı kaplar. Ağırlıklı olarak bir tarım bölgesidir. Kü- şü’nün kuzeyindeki sanayi kentlerinin pi­rinç gereksinimini karşılar. Ayrıca az mik­tarda ipek, tatami denen minderlerin do­kunmasında kullanılan bir tür hasırotu, tütün ve başka ticari ürünler sağlar. Dağ­lık iç kesimlerinde ormancılık önemlidir. Kıyılarda ve adalarda ise başlıca geçim kaynağı balıkçılıktır. Sanayi ürünleri ara­sında işlenmiş gıda maddeleri, pamuklu dokumalar, kimyasal maddeler, kâğıt ha­muru, kâğıt ve seramik sayılabilir. Kuzey­doğudaki Aso Ulusal Parkı’nda yer alan volkanik Aso Dağının (1.592 m) geniş kra­teri turistik gezilerin odağıdır. Nüfus (1990) 1.840.383. yönetim merkezi kent. Uzun yıllardan beri bölgenin en büyük ve en önemli kentidir. Şatosu ve ülkedeki en ünlü üç bahçeden biri olan Suizenci Parkı’yla tanınır.

1877’ de kısmen yıkılan ve 1960’ta restore edilen şatoda, eski Japon zırhlarının ve başka ta­rihsel eşyaların sergilendiği bir kent tarihi müzesi yer alır. Suizenci Parkı bölgeyi yö­neten Hosokava ailesinin desteğiyle rahip Gentaku tarafından 1632’de kurulmuştur. Kentte 1949’da açılmış bir üniversite var­dır. Japon kültürünün Batı’da tanınmasına önemli katkıda bulunan Lafcadio Hearn birkaç yıl Kumamoto’da yaşamıştı. Kentin başlıca sanayi ürünleri dokuma, tarım ma­kineleri. elektrik donanımı ve gıda madde­leridir. Nüfus (1990) 579.305.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir