Metin Erksan Kimdir Kısaca Hayatı

Erksan, Metin (d. 1 Ocak 1929, Çanakka­le), sinema yönetmeni ve senaryo yazarı. Kendine özgü bir üslup yaratmasıyla tanınır.

İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamam­ladı. 1952’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nü bitirdi. Genç yaşta sinemayla ilgilendi ve 1947’den başlayarak çeşitli gazete ve dergilere sinema yazıları yazdı. 1950’de Atlas Film için Yusuf Ziya Ortaç’m Binnaz adlı yapıtını senaryo- laştırarak sinemaya başladı.

Bedri Rahmi Eyuboğlu’nun senaryosun­dan çektiği Aşık Veysel’in Hayatı!Karanlık Dünya (1952) Erksan’ın ilk filmi oldu. Köy yaşamına gerçekçi bakışı ve şiirsel anlatı­mıyla onun sinema duyarlılığını yansıtan film, sansürce yasaklandı. Yapımcı çeşitli sahneleri atıp kısaltarak ve Erksan’m çek­mediği bazı sahneleri de ekleyerek filmi bir yıl sonra gösterime çıkardı.

Bu filmden sonra bir süre Dünya gazete­sinde sinema yazarlığını sürdüren Erksan 1954’te Server Bedi’nin (Peyami Safa) bir polisiye romanından uyarlanan ve ticari bakımdan da başarılı olan Beyaz Cehen­nem! Cingöz Recai’yi yönetti. Bunu Yolpa- las Cinayeti (1955; Halide Edip Adıvar’dan uyarlama) ve yönetimini tamamlamadan Semih Evin’e bırakıp askere gittiği Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi (1957; Güzi­de Sabri’den uyarlama) izledi.

Yedeksubaylığım İstanbul’da Ordu Foto- Film Merkezi’nde yapan Erksan, bu kuru­luşun film arşivini düzenledi. Aynı dönem­de Dünya Havacıları Türkiye’de (1957) ve askerden sonra da Büyük Menderes Vadisi! Nehir ve Uygarlık (1958) adlı iki ilginç belgesel film çekti. 1958’de Türk Sinema Sanatçıları Derneği’nin kurulmasına öncü­lük etti. Bu arada senaryosu gene sansür sorunlarıyla karşılaşan ve düzgün bir sine­ma dili ürünü olan Dokuz Dağın Efesi’ni (1958), karasevda temasına ilk kez değindi­ği Hicran Yarası nı (1959) ve toplumsal gözlemciliğinin başarılı izlerini taşıyan Şoför Nebahat’ı (1959) gerçekleştirdi. Ama sine­madaki ilk önemli çıkışı Gecelerin Ötesi’yle (1960) oldu. Toplumsal gerçekçi görüşün başarılı bir örneği olan yapıtta, soygunculu­ğa zorlanan bir arkadaş topluluğunun öykü­sü anlatılıyordu. 1961 Edinburg Film Şenli- ği’ne katılan bu filmi, gene bir çetenin serüvenlerini anlatan Mahalle Arkadaşları (1960), Oy Farfara Farfara (1960), Çifte Kumrular (1961), Sahte Nikâh (1962) gibi filmler izledi.

Erksan 1962’de Fakir Baykurt’un roma­nından uyarladığı Yılanların Öcü filmiyle gene köy gerçeklerine döndü; akıcı ve etkili anlatımıyla mülkiyet, aşk, cinsellik ve şid­det gibi temaları öne çıkardı. Sansür kurulu­nun yasakladığı film ancak, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in özel olarak izledikten son­ra verdiği emir üzerine gösterilebildi. Daha sonra, 1966 Kartaca Film Şenliği’nde ödül aldı. 1963’te Acı Hayat’ia kentsel çevreyi perdeye yansıtan Erksan, aşk temasıyla toplumsal eleştiriyi birleştiriyordu. Aynı yıl Türkiye Sinema işçileri Sendikası’nı (Sine- İş) kurdu ve üç yıl süreyle genel başkanlığı­nı yaptı. Gene 1963’te çektiği Susuz Yaz’da bir kez daha köy yaşamını konu aldı. Bir su anlaşmazlığı çevresinde gelişen film, ger­çekçiliğinin ötesinde, mülkiyet, cinsellik ve şiddet temalarını ele alış biçimindeki görsel­lik ve özgünlükle dikkati çekiyordu. 1964 Berlin Film Şenliği’nde büyük ödül Altın Ayı’yı kazanan Susuz Yaz, uluslararası alanda ödül alan ilk Türk filmi oldu; bunun yanı sıra, Venedik ve Cannes film şenlikleri başta olmak üzere başka şenliklerde de ödüller kazandı. Erksan 1964’te çektiği ve ertesi yıl Milano Film Şenliği’nde ödül alan Suçlular Aramızda ile bu kez sermaye çevrelerine sert bir eleştiri getirdi. Bu çevrelerin mülkiyet, cinsellik ve kadın ko­nularındaki tutumlarını açığa çıkaran, özen­le kurulmuş sahneler içeren film, yer yer mülkiyet tutkusunun yarattığı şiddet ve sadizm öğelerine yer veriyordu. Erksan, 1965’te Türkiye Film Rejisörleri Derneği’ni kurdu.

Sinema dili ve yarattığı dünya açısından en zengin ve özgün Erksan filmi, 1966 tarihli Sevmek Zamanı oldu. O dönemde arkadaşı Halit Refiğ’le birlikte “Ulusal Sinema” adını verdikleri bir anlayışa yönelmiş olan Erksan’m sözleriyle “tasavvufi boyutlarıyla aşkı, katışıksız tutkuyu” ve bunun giderek trajediye dönüşmesini göstererek gelişen film, hem sinema dili, hem de atmosferi açısından Türk sinemasında bir doruk oluş­turuyordu. Farklı değerlendirmelere yol açan Sevmek Zamanıma ardından Erksan, Emily Bronte’den aktardığı ve kendi filmi saymadığı Ölmeyen Aşk’ta (1966) tutku temasını sürdürdüyse de, geleneksel Yeşil- çam melodramlarına yaklaşan bir üslubu aşamadı. Cinsel, hatta sadomazoşist tema­lar eşliğinde gene delice bir tutkuyu işlediği Kuyu’da ise (1968) görsel kaygılar filmin dramatik gelişimine baskın çıkıyordu.

Erksan, 1969’dan başlayarak Ateşli Çinge­ne (1969), Reyhan (1969), Sevenler Ölmez

  • , Emel Sayın’ın oynayıp şarkı söyle­diği Eyvah (1970), Makber (1971), Feride
  • , Hicran (1971), Süreyya (1972) gibi müzikli filmler yönetti. Yer yer Erksan’m üslubuna uygun duygu patlamalarına, bi­çimsel gösterilere rastlanmakla birlikte bu filmler, geleneksel melodramların kalıpları­nı tekrarlıyordu. 1974’te ünlü The Exorcist (1973; Şeytan) filminin bir uyarlaması olan Şeytan’ı çeken Erksan, 1976’daki İntikam MeleğilKadın Hamlet ve 1977’deki Sensiz Yaşayamam!Herhangi Bir Kadın’da gene kendi açısından baktığı tutku, ölüm ve aşk temalarına döndü. Kadın Hamlet, 1977 Moskova ve 1978 Los Angeles film şenlikle­rine katıldı ve övgü topladı.

Sinemada aradığı çalışma koşullarını bula­mayan Erksan 1974’te Sait Faik Abasıya- nık’ın “Müthiş Bir Tren”, Kenan Hulusi’nin “Sazlık”, Samet Ağaoğlu’nun “Bir İntihar”, Sabahattin Ali’nin “Hanende Melek” ve Ahmet Hamdi Tanpınar’m “Geçmiş Zaman Elbiseleri” adlı öykülerini televizyon için filme çekti. 5 Türk Hikâyesi adıyla yayınla­nan, Erksan’m dünyasının ve sinema dilinin güçlü izlerini de taşıyan bu filmler, farklı değerlendirmelere ve tartışmalara yol açtı.

Erksan 1977’de ABD’ye gitti; Wisconsin Üniversitesi’nde yapılan bir belgesel filmde danışman olarak çalıştı. 1982’de gene TRT için beş bölümlük Preveze Öncesi filmini çekti. Yasak Sevmek adlı bir senaryosu, Fırtına Gönüller adıyla 1984’te filme alındı.

Kuruluş aşamasında desteklediği ve film arşivinin oluşturulmasına katkıda bulun­duğu Sinema-TV Enstitüsü’nde(*) sine­ma kuramı dersleri veren Erksan, sinema üzerine yazılar yazdı, TRT’de de danışman­lık yaptı. Yurt içinde ve dışında çeşitli ödüller aldı, adına gösteriler düzenlendi. Sinema sanatına olan yaratıcı katkılarından ötürü kendisine 1987 Antalya Altın Porta­kal Film Şenliği Onur Ödülü verildi. Aynı yılın sonunda Nantes Üç Kıta Film Şenliği’n­de filmlerinden bir bölümü toplu olarak gösterildi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir