Evrenimiz Ne Zaman Oluştu?

Dünyanın biri kendi ekseni etrafında, di­ğeri güneş etrafında olmak üzere iki ha­reketi vardır. Şekli küreye çok benzer. An­cak kutuplarda basık, ekvatorda ise şiş­kindir. Bu geometrik şekline Geoid denir. Dünya üzerinde yapılan ilk jeodezi ölçüm­lerinden bir elipsoid olduğu anlaşılmıştır. Ancak son yapılan yeni ölçüler, yer şekli­nin geometrinin tanımladığı bir elipsoide de tamamen uymadığı sonucunu ortaya koymuştur. Dünyanın yüzünün yalnız yer­çekimi ile santrifüj kuvvet arasında mey­dana gelen dengeden doğmadığı bilin­mektedir.

 

Gerçekte yer homojen bir cisim değildir. Dünyanın yüzeyinde ve iç kısım­larındaki tabakaların, kütlelerin çeşitli yo­ğunlukta oldukları da bilinmektedir. Böy­lece genel şekli daha çeşitli faktörlerin ay­nı olan tesirlerinin bir sonucudur. Radyometrik yaş saptama yöntemleri sonuçla­rına göre dünyamız 3-4 milyar yıl önce meydana gelmiş ve yerkabuğunun oluş­ması ise 3.5 milyar yıl önce tamamlanmış­tır. Dünyanın meydana gelişi güneş sis­temi içerisinde etüd edilebilir. Alman Fi­lozofu Kant ile Fransız matematik ve fizik bilgini Laplace (Laplas) tarafından XVIII. yüz­yılın sonlarında ortaya atılan Kant-Laplace teorisine göre; güneş sistemi başlan­gıçta Nebula halinde idi. Nebula ekseni et­rafında ağır bir biçimde dönen kızgın gaz kütlelerine verilen bir addır. Bugün dahi Nebula adı verilen gök cisimleri vardır. Meselâ: Dünyamıza uzaklığı 820 bin ışık yılı olan Andromeda Nebula’sı 2 bin yılda çevresinde bir dönüş yapar. Güneş siste­mi içerisindeki nebula soğuduğunda kü­çülmüş, buna rağmen ekseni çevresindeki dönüş hızı da artmıştır. Sonuçta ortada gü­neş meydana gelmiştir. Nebula’nın gittik­çe artan dönme hareketi merkezkaç kuv­vetlerini meydana getirmiş, böylece ana kütleden birçok parçalar kopmuştur. Bu parçalar, asıl ana kütle çevresinde dönen halkalara benzer görünümler almışlardır. Bunlara en güzel örnek: Halen Satürn’ün çevresinde görülen halkalardır. Bugün kız­gın gazlardan meydana gelen ve bir ateş kütlesi olan güneşten kopan parçalar da­ha çabuk soğuyarak, dünya ile beraber bugünkü gezegenleri oluşturmuşlardır.

Kant-Laplace teorisini azçok değiştiren bazı yeni teoriler de vardır.

Moulton (Multon), James Jeans (Cey- mis cins) adlarındaki astronomi ve fizik bil­ginlerine göre, dünyayı oluşturan kızgın gazlar güneşten, dönmeden oluşan mer­kezkaç kuvveti nedeniyle kopmamışlardır. Gerçekte kopma, güneşin’çok yakınından geçen bir yıldızın etkisiyle olmuştur. Gü­neşin yakınından geçen yıldız çok kuvvetli bir çekim meydana getirerek güneşten kızgın maddelerin bir kısmını kopararak ayırmıştır. Her ne kadar kopan maddele­rin bir kısmı o yıldızla birlikte gitmiş ise de güneşten ayrı olan büyük bir kısmı da gü­neşin çekim alanı dışına çıkmamışlardır. Daha sonra, soğuma sonucu güneş siste­mine bağlı olarak gezegen ve uydular meydana gelmiştir.

1944 yıllarında Alman fizik ve astrono­mi bilgini Cari Von Weizacker (Kari fon vaysekker) güneş sisteminin gök boşlu­ğunda kızgın gaz ve gök tozlarının yayıl­dığı bir alanda meydana geldiğini ifade et­mektedir. Görünüşte kızgın maddelerin türbülans diye tanımlanan hızlı bir sarmal halinde olduğu ifade edilmektedir. Bunun sonucu gök boşluğunun belirli bir bölü­münde büyük bir Nebula oluştu. Nebula’­nın çekim merkezinde ise güneş meyda­na geldi. Nebula’yı oluşturan maddeler­den hafif olanları merkezdeki güneş tara­fından çekilerek toplandı. Ancak, hafif gaz­ların büyük bir kısmı da gök boşluğuna da­ğılarak yok oldular. En ağır olan madde­ler güneşten çeşitli uzaklıklarda çekirdek- leşerek bugünkü sistemde görülen geze­gen ve uyduları meydana getirdiler.

Benzer Hesaplamalar

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir