Oluşum Tiplerine Göre Buzullar

Sürekli kar sınırının üstünde, etrafı dik yamaçlarla çevrili çukur yerlerde biriken ve kalın tabakalar meydana getiren kar, bir yandan kendi ağırlığının sebep olduğu ba­sınçla, öte yandan da sıcaklık değişmele­riyle sıkışıp sertleşir ve yoğun bir buz ha­line dönüşür. Fakat kar buzu yine de az çok plastiktir ve bu sebeple ağır da olsa hareket ederek çok kez bulunduğu yerden taşar ve bir vadiyi doldurur. Vadide gittik­çe incelerek belli bir yüksekliğe kadar iner.

işte kar buzulundan meydana gelen bu kütleye Buzul (glasye) denir ki bir dış güç olarak yeryüzünün şekillenmesinde ken­disine has bir rol oynar. Buzulun bir bes­lenme, bir de erime bölgesi vardır. Bes­lenme erimeden fazla clduğu müddetçe buzul mevcuttur.

Farklı buzul tipleri vardır. Her şeyden önce kutup bölgelerini örten “örtü buzulu” ile, dağlık bölgelerde yer alan “dağ ve vadi” buzulunu birbirinden ayırmak lâzımdır. Ayrıca her ikisi de ikinci derecede tip­lere ayrılır.

1) Dağ buzulları:

Sirk buzulu: Bazı dağların yüksekliği gerçek buzulların oluşmasına yeterli de­ğildir. Böyle dağlarda ancak sirklerde ne- veler (buz kristali) meydana gelebilir.

Asılı buzul: Yüksekliği yeter derecede olmayan bazı dağlarda oluşan bir buzul ti­pidir. Dağın kuzeye bakan gölgeli yama­cında bir sirke tünemiş buzul parçasıdır.

Vadi buzulu: Sirk buzullarından farklı olarak bir veya birkaç neve ile beslenen ve bir ana vadi. ile ona bağlanan ikinci de­recedeki vadileri dolduran buzullardır. Vadi buzullarının uzunluğu Himalayalar gibi kuvvetli bir buzullaşmaya uğramış dağlar­da birkaç yüz km’ye ulaşabilir.

Oağeteği buzulu: Yüksek dağların ete­ğinde bu dağlardan inen buzul dillerinin meydana getirdiği buzultaşlarla örtülü bu­zullardır.

Plato buzulu: Platolarda oluşan, kuzey enlemlerde örtü buzulunun daha küçük ve ince olanına verilen isimdir.

2)Örtü buzulları:

Dağ buzullarından tamamen farklı ola­rak geniş arazi yüzeylerini âdeta bir örtü gibi kaplayan buzullardır. Bu tip buzullar Dördüncü Zaman’da meydana gelen dört büyük buzul devrinde çok genişlemişler ve kutup bölgelerinden orta enlemlere kadar inmişlerdir. Bugün de her iki kutup bölge­sinde çok geniş alanlar kaplarlar.

Bir dış güç olarak buzulların aşındırma ve taşıma, biriktirme ile yerkabuğu üzerin­de meydana getirdiği kendine özgü şekil­ler vardır. Buzulu meydana getiren karbu- zu her ne kadar plastik ise de aynı zaman­da da çok serttir. Kendi ağırlığı ile oturdu­ğu yüzeye büyük bir basınç yapar. Öte yandan çok ağır olsa da hareket halinde­dir. Böylece buz kütlesi sürtüşme yoluyla oturduğu zemini aşındırır. Buzul vadisi bu­zul aşındırması sonucu oluşur. Bu “u” şeklindeki vadi buzulun hareketi sırasın­da vadinin hem zeminini hem de iki ke­narını törpülemek suretiyle aşındırmasın­dan meydana gelir. Bu vadiler deniz isti­lâsına uğradıkları zaman fiyortları meyda­na getirirler. Buzul, kayalarla örtülü bir ara­ziden geçerken sivri kısımları törpüleye­rek ortadan kaldırır. Böylece arazi yanya- na sokulmuş koyunların sırtlarına benze­yen bir şekil alır. Bu tip buzul topoğrafya- sına “hörgüç kaya” denir. Buzul üzerinden geçtiği taşlara biçimler verirken bir taraf­tan da onları cilalar. Bu taşlara cilalanmış taşlar denir. Bütün buzulların her aşama­sında ince killerden iri kumlar ve her büyük­lükte taş ve kaya parçalarından oluşan kar­ma karışık yığınlar bulunur. Bunlara da mo- ren denir. Dilimizde bunlara buzultaşı di­yoruz. Gerçekte sadece taştan oluşma de­ğildir. Bir tabakalaşma göstermeyen bu karmakarışık yığın, buzul neve ve vadisi­nin önünde yükselen dağ yamaçlarından kopup dökülen maddelerdir. Fakat buzul tarafından doğrudan doğruya dipten veya kenardan kopartılmış da olabilirler.

Benzer Hesaplamalar

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir